Aşktan hiç söz etmiyorduk. Beni sevip sevmediğini bile ne ona ne de kendime soruyordum. Benim onu sevmem yeterliydi. Ve tek korktuğum, herhangi bir şeyin mutluluğumu bozmasıydı.
Hah, buyurun size zamane gençliği. Vücuttan bașka bir şey görmezsiniz ki. Bizim zamanımızda öyle değildi. Aşkım kuvvetlendikçe, o gözümde bedensizleşiyordu. Siz şimdilerde bacaklara, ayak bileklerine falan bakıyor, âşık olduğunuz kadınları soyuyorsunuz, benim içinse Alphonse Karr'ın da dediği gibi -ki iyi bir yazardı- aşkımın nesnesi hep tunçtan esvaplar içindeydi. Biz soymak bir yana, Nuh'un iyi yürekli oğlu gibi çıplaklığı gizlemeye de çalışırdık. Eh, anlamasınız siz...