Düşünceler kesintisiz bir şekilde birbiri ardına geliyordu ama hepsi canlılığını yitirmişti. Gözyaşları, hisler, renkler ya da kokular yoktu. Korku yoktu, dehşet yoktu, keşkeler yoktu, pişmanlık yoktu.
İnsanlar "Neredeyse ağlayacaktım," derler ya, gözlerinden yaşlar dökülecek gibiyse ne mutlu onlara. Çünkü dökecek gözyaşlarınız varsa atacak kahkahalarınız da olacaktır.