İnsan, öleceğini bilen tek canlı olduğu gibi, yanlızlığının bilincinde olan tek varlıktı ve ömrü tıpkı ölümü inkar etmeye çalışmak gibi yalnızlığını inkar etmeye çalışmakla geçiriyordu.
İnsan suyu bilmeyen balık gibiydi, bilmesi için sudan çıkması gerekiyordu. Hayat mecbur bırakmadıkça insan hayatı boyunca hayatını sorgulamıyordu, sorgulamak için bir sebep gerekiyordu.
Şu sakin sakin yürüyen insanların kafalarının içinde ne dolaplar, ruhlarında kim bilir ne tufanlar dönüyor, bedenlerinin içindeki katilleri, maktulleri, alimleri, adileri saklamak için kim bilir nasıl mucüzevi bir mücadele veriyorlardı.
Güçlüymüş gibi davranma hiç,
her şey yolundaymış gibi yaşama,
başkalarının düşündükleri tasalandırmasın seni,
ağla gerekiyorsa,
ağlamak güzeldir o gözyaşları tükenene dek
(çünkü ancak o zaman tekrar gülebilirsin)
Attığımız adımları ne kadar çok tasarlarsak hata yapma olasılığımız da o kadar artar. Hakimiyetin bizde olduğunu düşündükçe hiçbir şeye hakim olamayız.