Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm (Allah bana yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce Arş'ın Sahibidir.)
x.com/dr_hayalperest_
İnsanı en fazla etkileyen, insanın en fazla etkilendiği seylerin başında bizzat kendi amelleri gelir. Yani insan en fazla kendisiyle ve kendi davranışlarıyla ilişkili bir varlıktır. Çünkü Peygamber Efendimiz sav, insanın yaptığı bir hatadan dolayı onun kalbinde siyah bir lekenin oluşacağını, hataların devam etmesi halinde günahtan dolayı oluşan lekelerin onun kalbinin tamamın kaplayacağını bildirilmiştir. Yine Peygamber Efendimiz sav bunun tam tersi olarak bir iyilik yaptığında bir insanın kalbinde bir nur oluşacağını da belirtmiştir.
Sağlıklı bir imanın temelinde güçlü bir tefekkür yatar. Bir insan Kur`an'ın yönlendirdiği sekilde akıl ve düşünce gücünü ne kadar sağlıklı kullanırsa o kadar sağlıklı bir iman sahibi olur. Bizim imanımızı diğer dinlere inanan kimselerin imanından ayıran en temel özellik budur. Yani bizim imanımız dogmatik usullü kör bir teslimiyete dayanmaz, bizim imanımızın temelinde derin bir idrak, üstün bir düşünce ve varlıkla var edici arasındaki ilişkiyi kavramaya dayalı nitelikli bir tefekkür vardır.
...
Kadim ulema imanı tanımlarken, "Dil ile ikrar, kalp ile tasdik ve erkan ile amel etmektir." demişlerdir.
Öyle ki insan hakkı ve hakikati gözüyle görüyormuş gibi olur. Bundan dolayı imanın ilanı olan kelime-i şehadetin ilk ifadesi " Eşhedü..." diye başlar. Eşhedü, "görüyorum" demektir. Bu şu demektir: Kur'an'ın öğütlediği gibi tefekkür eden bir kimse öyle yakini bir imana kavuşur ki bu imanın ilanı "zannediyorum, tahmin ediyorum, bana öyle geliyor ki..." gibi ihtimal belirten bir ifade ile değil, adeta bizzat görmeyi ifade eden "Eşhedü" ile başlar ve şekten, şüpheden uzak bir kesinliği, her türlü kalbi hastalıktan uzak bir esenliği belirtir.