Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm (Allah bana yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce Arş'ın Sahibidir.)
x.com/dr_hayalperest_
"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum. Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir." (Zariyât, 56-58)
Anne karnı dünya hayatının, kabir de ahiret yaşamının ana rahmidir. Mevlâna hazretlerinin dediği gibi, "Bu dünyada gözünü yumdun mu öteki dünyada açarsın."
Bir hükümdar düşünün: Gücü olsun,akla hayale sığmayan imkanları, adamları, orduları, saltanatı olsun. O kadar çok şeyi olsun ki bu kimse, varsın kendisini hicbir şekilde Rabbine muhtac hissetmesin ve bundan sebep tuğyana, hadsizliğe, azgınlığa düşsün. Düşer de düşmüştür de. Çünkü bir insan kör olduğunda önce kendisini, kendi varlığını, kendi acziyetini, Allah'a ne kadar muhtaç olduğunu gözden kaçırır. Böyle bir gafletin içine düştüğünde ise kendisini bir șey zanneder: Allah'a kul olması gerektiğini, bu dünyaya O'na kulluk etmek için gönderildiğini yok sayar. Üstüne üstlük bir de kendisini ilah zanneder: "Hayır! Gerçek şu ki insan, kendini kendine yeterli gördüğü için çizgiyi aşar, tuğyana düşer, tağut olur." (Alak, 6-7)
...
Firavun'u kastediyorum.
Anne karnındaki ikizlerin arasında şöyle bir konuşma geçiyor:
"Acaba doğumdan sonra bir hayat var mi?
"Hiç zannetmiyorum. Doğumdan sonra bir hayat nasıl mümkün olabilir? Göbek kordonundan besleniyoruz. Doğarken göbek kordonu kopuyor, bu kordon olmadan yaşam nasıl olabilir? Nasıl beslenir, nasıl soluk alırız. Sonra biz bir sıvının, bir plasentanın içindeyiz. Bu sıvı bizi koruyor, hayatiyetimizi sağlıyor; Doğduğumuzda bu sıvıdan ayrılacağız. Plasenta olmadan biz nasıl yaşarız!"
"Evet göbek kordonumuz parçalanıyor ama nereden biliyorsun belki ağzımızla yiyip içeriz, ciğerlerimizle soluk alıp veririz, dışarıda uçsuz bucaksız ovalar, denizler, dağlar, vadiler vardır belki. Oralarda ayaklarımızla yürüyüp gezeriz, nereden biliyorsun? Belki de doğumdan sonra bir hayat vardır ve biz anneyi de görürüz."
"Anneyi görmek mi? Sen 'anne' diye bir varlığın olduğuna inanıyor musun gerçekten? Etrafına dikkatlice bak, gözün hiçbir yerde anneye ilişiyor mu? Ona dair bir iz, bir emare görüyor musun? Anne diye bir șey olamaz. Bu çok saçma."
Paylaşım burada bitiyor. Paylaşımı yapan arkadaşım altına sövle bir not düşmüş: "İste bu dünyada yoktan var edilen doğumu, yaşamı ve ömrünün cemi cümle merhaleleri, yaratıcısının izni ve iradesiyle gerçekleşen, O`nun verdiği nimetler sayesinde hayat bulan ve hayatta kalan bir insanın böylesine nimetlerle donatılmış şu alemde yaratıcısını inkâr etmesi adeta bir bebeğin annesinin karnında annesinin etinden kanından, canından beslenip de can bulduğu halde onun varlığını inkâr etmesine benziyor."