nevi şahsına münhasır birisi işte

nevi şahsına münhasır birisi işte
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm (Allah bana yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce Arş'ın Sahibidir.) x.com/dr_hayalperest_
Bir tarafta evlendikten sonra anneyi hiç unutmayan ve evliliğin sorumluluğunu taşıyamayan "anasının kuzusu" erkek çocuklar, diğer tarafta evlendikten sonra anneyi yok sayan hâkim bakış açısı... İkisinin ortası bulunmalı, evlendikten sonra anne uzaktan sevilmelidir. Kadın annelik, ev hanımlığı ve eş olma rollerini beraberce yürütmeli, kısacası evden, çocuklardan ve aileden sorumlu olmalıdır.
Sayfa 335
Psikoloji
Reklam
Evlendikten sonra erkeklerin büyük kısmı, eşlerini yalnızca çocuklarının annesi gibi görür. Bu da, çocuk olmadığı zaman kadının evde kendisini değersiz hissetmesine sebep olur.
Sayfa 334
Psikoloji
İnsanlığın bireysel ve psikolojik gelişimi açısından üç önemli dönem vardır. Birincisi, kölelik dönemidir. Bu dönemde erkek gücü üstündür. Erkeğe așıri önem vermek, bu dönemin bir sonucudur. Kölelik döneminden sonra Endüstri Devrimi'yle birlikte işçilik dönemi ortaya çıktı. Endüstri Devrimi üzerindeki en etkili ideoloii sosyal Darwinizmdir. Bu ideoloji içinde, Nietzche' nin, "Kadır özgürlük istiyor; fakat bu, Avrupa'yı çirkinleştirir" sözü de vardı. Darwinizme göre, ""Güiçlü olan ayakta kalacağı için erkek güclüdür soyu erkek devam ettirecektir." Sonuç olarak erkek odaklı toplumu sosyal Darwinizm pekiştirdi. Mesela Hitler, damızlık erkek çoğaltma düşüncesine girmiştir. Bu düşünce, pagan kültürün yirminci yüzyldaki devamıdır. Endüstri Devrimi'yle birlikte fizik güç şekil değiştirmiş, kölelik işçiliğe dönüşmüştür. Bilgi ve iletişim çağında ise, insan özgürdür. Bu dönemde üstün güç, bilgi ve iletişimdir. Artık fizik güç ikinci plana düștü; zekâ düşünce ve beyin gücü ön plana çıktı. Kadına köle gibi davranmanın sosyal nedenleri de ortadan kalktı. Kadın ve erkek, insanlık tarihinde konjonktür olarak ilk defa eșit hale geldi. Tarihteki erkek egemenliğine dayalı modellerde ise, güçlü olmaya önem verilince, kadın - bir nevi - ikinci sınıf olma durumuna düşmüştür. Kadına verilen haklar konusunda insanlık tarihinin en çok yol alınan dönemi, Hazreti Peygamber'in (aleyhisselam) yașadığı dönemdir. O dönemde kadın, erkeklere göre bin senede elde edemeyeceği bir yere hızla yükseldi, Kadının hem toplumda, hem de ailedeki rolü artarak değer kazandi. Ama Peygamberimizin (aleyhisselam) vefatından sonra, kazanılan bu ivme süratle geriye gitmiş, topluma tekrar Mezopotamya kültürü, yani ataerkil ve otoriter kültür hákim olmuş, bu düşünce çağımıza kadar süregelmiștir. Kadın, 1400 sene önce
Sayfa 333
Psikoloji
Annelik duygusu biyolojik, fakat ifade tarzı kültüreldir; yani annelik, öğrenilebilir. Fakat çağımızda gerek Batı'da, gerekse Türkiye'de sosyal bağlar, eskiye göre çok zayıflamıştır. Yaşlılar annelik tecrübelerini gençlere aktaramamakta, genç anne bu bilgileri başka kaynaklardan öğrenmeye çalışmaktadır. Oysa ideal olan, anneliğin eğitim sistemi içerisinde bilimsel olarak öğretilmesidir. Buradaki ihmal, "Annelik duygusu temel bir duygudur, insanda zaten vardır, öğretilmesine gerek yok" anlayışından kaynaklanır. Aynı düşünce ahlak konusu için de geçerlidir. "İnsan ahlaklı olmalıdır. Bu duygu insanın doğasında var olduğu için öğretilmesi ve anlatılmasına gerek yoktur" diye düşünülür. Modernitenin sunduğu bu görüşün eğitim sistemi tarafından onaylanması böyle bir sonuç doğurmuştur.
Sayfa 326
Psikoloji
Sevgi, "kendi iyilik ve menfaatini başkasından daha yüice görme" şeklinde tarif edilir. Bu sebeple sevginin kriteri fedakârlk yapabilmek, kendi iyiliğini ikinci plana atarak başkalarının menfaatini ön plana çıkarmaktır. "Seviyorum" diyen kimsenin, uygulamasına bakılmalıdır. Mesela erkeklerin çoğu, "Eşimi seviyorum, ona bir hediye alayım," dediklerinde, kendilerinin de kullanabilecekleri seyleri alırlar. Bunun adı fedakârlık değil, bencilliktir. Fakat annelik sevgisi, içinde bu duyguyu barındırmaz. Buradaki sevgi, karşılıksızdır. bu sebeple ona "sevgi" değil, "şefkat" adı verilir. Yani annelik duygusundaki sevginin adı, şefkattir. Şefkat, kişinin kendi iyilik ve çıkarını, karşılıksız bir bicimde karşıdakinden geri tutabilmektir. Bu sevgi türüi, insanlğin ulaşabileceği en yüksek duygudur. Özellikle bencil insanlar bunu yapmakta zorlanırlar.
Sayfa 325
Psikoloji
Reklam