nevi şahsına münhasır birisi işte

nevi şahsına münhasır birisi işte
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm (Allah bana yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce Arş'ın Sahibidir.) x.com/dr_hayalperest_
... öz anne çocuğuna kızsa bile, severek kızar. Böyle olduğu için de, o kızma çocukta yaralayıcı olmaz, onu etkilemez. Çocuk severek dövüldüğü için ruhu ezilmez. Ama bakıcı veya üvey anne çocuğu dövdüğü zaman, ruhunu da dövmüş olur. Anadolu kadınlarının bir elleri hep havadadir. Çocuk en küçük bir șey yaptığı zaman, dayak yediği için artık annesini umursamaz. Kendisini dövülüyor gibi algılamaz, anne dayağını annesinin bir özelliği gibi düşünür. Toplumumuzda çocuğun annenin tehditlerini umursamayışı, onun bu kişiliğiyle ilgilidir. Böyle olunca, anne çocuk üizerinde disiplin kuramaz, kural koymakta güçlük çeker. Baba ise disiplin uyguladığı için korkulan kişidir. Bu defa cocuklar, anne yanında farklı, baba yanında farklı, okulda ise daha farklı davranırlar. Evde disiplin kurulmasında en önemli özellik, kurallarının iyi bilinmesidir. Ailede ilk kural koyucu, anne olmalıdır. Hâlbuki bizin geleneklerimizde annelik kuralsızlık gibi anlaşılır, kişileri kurallı sevgilerin mutlu edeceği düşünülmez. Aslında el kaldırmaya gerek olmaksızın, annenin üzülmesi veya yüzünün asıldığını görmesi çocuk için büyük bir ceza olmalıdır. Her șeye bağırıp çağıran bıkkınlığını ifade eden, fakat beș dakika sonra da öpüp okşayan anneler vardır. Böyle davranılırsa, çocuk neyin iyi neyin kötü ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu, nerede durması gerektiğini öğrenemez. Bazı anneler de sabah farklı, aksam farklı davranır. Çocuk, bir gün "Makarna güzel" derken, ertesi gün makarnadan nefret ettiğini söyleyen bir anneden farklı mesajlar aldığı için anneyi yok kabul etmeye başlar, sadece kendi icgüdülerine göre davranır. Hoşlandığı şeyleri yapar, istemediklerini yapmaz. Bu da çocuğu bencilliğe ve sorumsuzluğa iter. Halbuki sevgi, disiplinli ve kurallı bir ortam icinde verilmelidir. Cocuk, annenin kızıp
Sayfa 347
Psikoloji
Reklam
Dışarıda ezilen bir erkek, eve geldiğinde krallığını ilan eder, kendini kral gibi hisseder ve egosunu bu şekilde tatmin eder. Kadın ise ancak çocuklarıyla huzur bulur. Duygularını senelerde bastiran bir kadın, sonunda ya hasta olur ya da psikiyatri kliniklerine başvurur. Çünkü kocası ancak hasta olduğu zaman kendisiyle ilgilenmektedir. Coğu zaman "Neden kadınlar bu kadar çok hasta oluyor?" diye sorulur; ama aslında bu, bir iletişim sorunudur. Erkeklerin eşlerini hasta olduğu zaman fark edişi ve diğer zamanlarda yeterli alakayı göstermeyişiyle ilgilidir. Kadın, sadece hasta olduğu zaman ona değer verildiğini hissettiği için, kendinde küçük bir hastalık gördüğünde, bilinçaltında ona sevinir. Doktor çok dikkatli olmali, psikosomatik bir hastalıkla kendisine gelen kadının ruh halini anlamalıdır. Yoksa ona "Senin hiçbir şeyin yok" denirse, erkek büyük bir koz yakalayacak ve kadına "Bak zaten senin bir şeyin yokmuş" diyerek, onu iyice ilgisizliğe terk edebilecektir. Hekim, "Senin şöyle bir rahatsızlığın var, çok acı çekiyorsun; ama bunun çözümü hastalıkla değil, Eşinin ilgilenmesini sağlaman lazım," diyerek onu yönlendirmelidir. Kadının ruh sağlığı bozulduğunda ya da hastalandığında, o güne kadar sürekli verici olduğu için, çocuklar anneye sahip çıkarlar; anne de çocukların bu ilgisiyle kendisini tatmin eder, kocasından alamadığı sevgiyi çocuğundan almaya çalışır. Ama çocuk ergenlik dönemine girdiğinde, annenin bu sevgisi onu rahatsız etmeye başlar. Aslında anneler, bazen egolarını tatmin etmek, kendilerini rahatlatmak için çocukların severler. Bunun altında yatan sebep, erkeğin kadını anlamayışıdır; ancak fatura çocuğa kesilir, anne çocuk ilişkisi bozulur.
Sayfa 345
Psikoloji
Çocuğun ilk tanıştığı duygulardan biri de, annenin sevgi duygusudur. Bu duygu onda, iyilik ve sevginin duygusal çağrışımlarını yaptırır. İnsanlar annelik denildiğinde iyi, hoş ve mutlu olacağı bir ortamı varlığını hissederler. Bu duygu, erkek çocuklarda daha da önemlidir. Iyi ve güzel şeyleri onlar da annelerinden öğrenir, kişilik özelliklerinin çoğunu anneden alirlar. Anne erkek çocuğunun yetismesinde %70-80'lik bir paya, baba ise geri kalan %20-30luk kısma sahiptir. Annelik, gelecek nesillerin yetismesinde bu bakımdan da büyük önem arz eder. Modernite, annelik duygusunu zayıflatarak, sadece bencil istekleri peşinde koşan bir nesil oluşturdu. Böylece zevkleri pesinde koşan, yalnızca hoşlandığı şeyleri yapan ve anlık zevkleri düşünen nesiller yetişti. Hâlbuki anne, özellikle okul çağına kadar, anne çocuk ilişkisini doyasıya yaşarsa, çocuğun temel kişilik örgüsü sağlam olacaktır. Çocuk, kişiliğinin temelini anneden aldığı için, annelik zaafa uğrayınca, bunu çok farklı etkenlerden almaktadır.
Sayfa 339
Psikoloji
Anneler, doğurdukları çocuğa kendileri bakmalıdır. Eğer aile büyükleri fedakârlık gösterir ve çocuğa bakmayı kabul ederse, problem kendiliğinden çözülür; ancak kabul etmezse, o zaman kadın üç yaşına kadar çocuğunu kendi büyütmenin yollarını aramalıdır. Şu anda yasalarımız, annelere altı aya kadar ücretsiz izin getirdi. Aslnda bu süre üc yila çikarılmalıdır. Anne ücretsiz izne çıkıp çocuğuna üç yaşına kadar baktıktan sonra, işine kaldığı yerden devam edebilme hakkını elde etmelidir, Çocuğu üç yaşını bitirdikten sonra da, eğitimsiz bir bakıcıya teslim etmek yerine kreşe vermek daha faydalıdır. Çünkü çocukla kreşte eğitimli kişiler ilgilenir, oyun çağına girdiği için orada sosyal birtakım beceriler kazanır, Bakıcılar çoğu zaman işin kolayına kaçıp çocuğu televizyonun karşısına oturturlar. Çocuklar bu durumda tek taraflı bir iletişime maruz kaldığı ve konuşma alışverişi olmadığı için, gecikmiş konuşma vakaları ortaya çıkar. Dört yaşına geldiği halde Konuşmayı ögrenemeyen çocuklar vardır. Bu tip çocukların durumu incelendiğinde, zamanını bakıcısıyla beraber televizyonun karşısında geçirdiklerinden, beyinlerindeki konuşmayla ilgili alanların gelişmediği görülür. Mesela anne sesi çok önemlidir. Çocuk anne baba konuşurken onların dudak hareketlerini izleyerek yeni şeyler öğrenir. Fakat televizyon karşısında zaman geçiren çocuk, tek taraflı iletişime maruz kaldığı için devamlı alır, fakat veremez. Böyle olunca hep dinleyen taraf olur, öğrenme becerisi gelişmez. Kısacası, ideal olanı, çocuğu bakıcılara teslim etme yerine, üç yaşından sonra kreşlere ya da profesyonellere baktırmadır. Eğer eğitimli ve çocukla birebir ilgilenecek bir bakıcı bulunamazsa, eve bakıcı getirilmesi çok yanlıştır.
Sayfa 339
Psikoloji
Bakıcılar, çalışan kadının en önemli yardımcısıdır. Fakat ideal olan, ilk üç yıl çocuğu annenin büyütmesidir. Çünkü çocuğun kişilik gelişiminde ilk üç yıl, altın standarttır. Bu sürede beynin korku ve güiven duygularını düzenleyen alanları gelişir. Bu dönem, çocuğun bir nevi kişilik çatısının belirdiği, kolon ve kirişlerin atıldığı, şahsiyetin kaba çizgilerinin oluştuğu dönemdir. Bu aşamada çocukla teke tek, kararlı ve tutarlı ilişki çok önemlidir. Eğer anne yoksa, o zaman onun yerine geçecek kişi, çocukla tutarlı ve devamlı bir ilişki içinde olmalıdır. Kararlı, tutarlı ve devamlı olmak, çocuk bakımı konusunda çok önemli üç kelimedir. Cok sık bakıcı değiştirmek ya da bakımı üstlenen akrabanın sıkça değiştirilmesi, çocuğun kendisini güvende hissetmesine engel olur. Yapılan araştırmalar, bebeklik depresyonu geçiren çocuklarda, anne yoksunluğu olduğunu göstermektedir. Bu çocukların, beyninde mutlulukla ilgili kimyasallar salgılanmadığı için, beyin büyüme hormonu üretemez ve çocuğun büyümesi yavaşlar. Fiziki olarak çok iyi bakılsa da, sıkça bakıcı değiştiren çocuklar, sevgi gıdasını alamadıkları için büyüyemez; hatta bazen ani ölümler bile meydana gelebilir. Bakıcı eğer çocuğa sevgi veriyor ve ona öz annesi gibi bakıyorsa, bu büyük bir imkândir.
Sayfa 337
Psikoloji
Reklam