... öz anne çocuğuna kızsa bile, severek kızar. Böyle olduğu için de, o kızma çocukta yaralayıcı olmaz, onu etkilemez. Çocuk severek dövüldüğü için ruhu ezilmez. Ama bakıcı veya üvey anne çocuğu dövdüğü zaman, ruhunu da dövmüş olur.
Anadolu kadınlarının bir elleri hep havadadir. Çocuk en küçük bir șey yaptığı zaman, dayak yediği için artık annesini umursamaz. Kendisini dövülüyor gibi algılamaz, anne dayağını annesinin bir özelliği gibi düşünür. Toplumumuzda çocuğun annenin tehditlerini umursamayışı, onun bu kişiliğiyle ilgilidir. Böyle olunca, anne çocuk üizerinde disiplin kuramaz, kural koymakta güçlük çeker. Baba ise disiplin uyguladığı için korkulan kişidir. Bu defa cocuklar, anne yanında farklı, baba yanında farklı, okulda ise daha farklı davranırlar.
Evde disiplin kurulmasında en önemli özellik, kurallarının iyi bilinmesidir. Ailede ilk kural koyucu, anne olmalıdır. Hâlbuki bizin geleneklerimizde annelik kuralsızlık gibi anlaşılır, kişileri kurallı sevgilerin mutlu edeceği düşünülmez. Aslında el kaldırmaya gerek olmaksızın, annenin üzülmesi veya yüzünün asıldığını görmesi çocuk için büyük bir ceza olmalıdır. Her șeye bağırıp çağıran bıkkınlığını ifade eden, fakat beș dakika sonra da öpüp okşayan anneler vardır. Böyle davranılırsa, çocuk neyin iyi neyin kötü ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu, nerede durması gerektiğini öğrenemez.
Bazı anneler de sabah farklı, aksam farklı davranır. Çocuk, bir gün "Makarna güzel" derken, ertesi gün makarnadan nefret ettiğini söyleyen bir anneden farklı mesajlar aldığı için anneyi yok kabul etmeye başlar, sadece kendi icgüdülerine göre davranır. Hoşlandığı şeyleri yapar, istemediklerini yapmaz. Bu da çocuğu bencilliğe ve sorumsuzluğa iter. Halbuki sevgi, disiplinli ve kurallı bir ortam icinde verilmelidir. Cocuk, annenin kızıp