Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm (Allah bana yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce Arş'ın Sahibidir.)
x.com/dr_hayalperest_
Dinlerin öğretileri asırlardır insanların dürtülerinin serbest bırakılmasını değil, onların denetlenmesini söyler. Bunlar tasavvufun nefis terbiyesi anlamında ve Kur'an-ı Kerim çerçevesinde sunduğu öğretilerdir. Çağımızda bu öğretilerin ön plana çıkması ve insandaki "ölümlülük" gerçeği, dine olan ihtiyacı artırmaktadır. Eğer ölüm olmasa ve bu çaresizlik hissedilmeseydi, dine bu kadar ihtiyaç duyulmayabilirdi. Çünkü insanın sorduğu pek çok temel soruya, "ölümlülük" cevap verir.
Hile, yalan, entrika gibi kötü duyguları insan doğası kabul etmez. İnsandaki iyilik ve saflık eğilimi, onu dine sevk eder. Tıpkı evrendeki gibi, suyun, altının, madenin saf olması nasıl iyiyse, insanın saflığı da iyidir. Ayrıca kişideki kontrol duygusunun güçlü olması da onu dine yöneltmekte, bu duygu yeterli cevabı ancak inançlar çerçevesinde bulabilmektedir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zulüm ya da haksızlığa karsı durabilmede kisiye inancı güç vermekte, inançsız insanlar haksızlığa daha çabuk teslim olmaktaydı.
***
"Kontrol bende değil, ama evren kontrolsüz ve başıboș da değil" düşüncesi, kişiyi güçlendirir.
İnsanda hayatı ve hatta her şeyi kontrol eğilimi vardır. Bu eğilim, insanda var olan irade yeteneğiyle ilgilidir ve başka hiçbir canlıda bulunmaz. Onda, kendi dışındaki şeyleri kontrol isteği yoktur. Her canlı, kendisine kaydedilen genlerinin gereklerini yapar. Fakat eşini, tabiatını, organlarını kontrol etme ve anlama duygusu sadece insanda vardır. Kişi bu duygusunu kaybettiği anda, devreye din duygusu girer. İnsandaki kontrol eğilimiyle din duygusu birbirlerine yakın duygulardır. İnsan, kontrol duygusu zayıfladığında din, yani "aşkın" merkezli bir çözüm üretemezse kendisini aciz ve güçsüz hissettiği için ruhsal bakımdan yaralanır. Kontrolü kaybetmemesi çin, "Ben su anda çaresiz ve acizim! Fakat her seyi bilen ve her seye gücü yeten bir güç var. Bu doğaüstü güc, bana yardim edecektir" tarzında düsünmelidir. Bu, onu rahatlatacaktır.
Sığınma duygusu çocukta da vardır. Çocuk, bir şeyden korktuğu zaman annesine sığınır. Hatta annesinden korksa bile yine ona sığınır. Kontrol duygusuyla ilgili olan bu duygu, çocuğu mutlu eder İnsan da, "Beni koruyacak bir güç var dediği zaman, ruhunda bir güven duygusu oluşur. Kişinin kendisine güven duyabilmesi için kontrol duygusu belirsizleşmemelidir ki, bu da Yaratıcı'ya olan inançla ilgilidir. Bu inanç, kontrol duygusunu desteklemelidir. Bu sebeple dini değerler insana güç verir.
Kadınların "hüzünlü prenses" olmayı bırakıp "bilge kadın" olmaya ihtiyaçları vardır. Okumak, düşünmek, fikirleriyle var olmak, günümüzün kadınlarının temel görevi olmalıdır.
İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, zaman kavramı, yeniliği arama davranışı, anlamlılık ve var oluşunu fark etmesine yarayan metakognisyon genlerinin mevcudiyetidir. Bu genetik program, insanın diğer canlılardan farkli bir sorumluluk duyduğunu gösterirken aynı zamanda kişinin kendini bir bütünün parçası olarak algılamasını sağlar. Böylece insan yalnız olmadığını, yaşamın tesadüfi olamayacağını, her şeyin kontrolsüzlükten uzak, belli bir düzen içerisinde işlediğine inanır. Bu duygu da kişiyi güçlü ve mutlu kılar.