İnsanlığın gelişimi, kadına verilen toplumsal degerle paraleldir. Ademoğlu olgunlaştıkça kadınla erkek arasındaki roller netleşmiş ve iki cinsin birbirlerini tamamladıkları ortaya çıkmıştır. Bugün gelinen noktada, ne erkek ne de kadın, egemen toplum çağının doğrularına uymaktadır. Yapılması gereken şey, bir bütünün parçası olmaya çalışmaktır. Batı dünyası Orta Çağ'da "Kadın insan mıdır, değil midir?" diye tartışırken, İslamiyet 1400 sene önce - insanlik tarihinde ilk kez- kadına toplumsal rol vererek bu soruyu cevaplandırmıştır. Kadını anne rolüyle sınırlamadan, onun yeteneklerini açmasını sağlamıştır. Buna en büyük örnek, bizzat Hazreti Muhammed'in (aleyhisselam) eşi Hazreti Aişe'nin (radiyallahu anh) toplum içinde konferanslar veren bir eğitmen rolünde olmasıdir. Fakat ilerleyen yıllarda, insanlığın o dönemdeki olgunluğu kaybetmesi sonucu kadın yeniden baskılanmıştır.