nevi şahsına münhasır birisi işte

nevi şahsına münhasır birisi işte
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm (Allah bana yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce Arş'ın Sahibidir.) x.com/dr_hayalperest_
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Özgürlük ve Disiplin
Özgürlük konusunda farklı, düşüncelere sahip millet ve grupların görüşleri değişiklik arz etmektedir. Mesela liberalizmin ortaya çıkışından sonra İngiltere'de değişik özgürlük akımları doğmuştur. Semavi ahlakı savunanlar "insanlar bireydir, özgürdür, ama aynı zamanda kuldur." derken, seküler ahlak savunucuları "insan ferttir ve Tanrı ya ihtiyacı yoktur" fikrini ortaya atmışlardır. Freudyen akım ise libidinal özgürlükten bahsederek insanların istediklerinde sınırları kaldırıp duvarları yıkarak arzuların yaşaması gerektiğini söyler. Bir kimse içgüdüsünün sesini dinlerse, "Cinsellik konusunda sorumsuz davranabilirsin. Bir şey başkasına bile ait olsa eğer istiyorsan onu al!" dediğini duyacaktır. Hâlbuki dürtülerimizden gelen bu fısıldamalar, yani her hevesin tatmin edilmesi özgürlük değildir. Asıl özgürlük, kişinin içgüdülerinden bağımsız olmasıdır. Gerçek hürriyete kavuşmak için, abartılmış cinsel isteklerden ve bencillikten uzak durulması icap eder.
Sayfa 140
İnsanlığın gelişimi, kadına verilen toplumsal degerle paraleldir. Ademoğlu olgunlaştıkça kadınla erkek arasındaki roller netleşmiş ve iki cinsin birbirlerini tamamladıkları ortaya çıkmıştır. Bugün gelinen noktada, ne erkek ne de kadın, egemen toplum çağının doğrularına uymaktadır. Yapılması gereken şey, bir bütünün parçası olmaya çalışmaktır. Batı dünyası Orta Çağ'da "Kadın insan mıdır, değil midir?" diye tartışırken, İslamiyet 1400 sene önce - insanlik tarihinde ilk kez- kadına toplumsal rol vererek bu soruyu cevaplandırmıştır. Kadını anne rolüyle sınırlamadan, onun yeteneklerini açmasını sağlamıştır. Buna en büyük örnek, bizzat Hazreti Muhammed'in (aleyhisselam) eşi Hazreti Aişe'nin (radiyallahu anh) toplum içinde konferanslar veren bir eğitmen rolünde olmasıdir. Fakat ilerleyen yıllarda, insanlığın o dönemdeki olgunluğu kaybetmesi sonucu kadın yeniden baskılanmıştır.
Sayfa 115
Alıntı
Güven uyandırma hususunda sevgi objesi anneyken, güven objesi babadır. Kadın erkek ilişkisinde de sevgi veren taraf kadın, güven veren taraf erkektir. Erkekteki güven zayıflığı, kadına göre evliliğe daha fazla zarar verirken kadındaki sevgi azalması, erkeğe göre daha zararlıdır. Zihin gücü açısından erkekle kadın birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcı unsurlarıdır.
Sayfa 55
Önsöz - Değerli bir tespit ve başlangıç
Bu kitabı yazma fikri bir ihtiyaçtan doğdu. Toplumda yanlış geleneksel yargılarla kadın ikinci sınıf bir varlık gibi görülürken, modernizm cinselliği kadın politikası olarak sunuyordu. Kadını toplumsal yaşamdan dışlayan geleneksel eğilim, feminist tepkiyle karşılaşınca kadın erkek savaşlarına dönüşüyordu. Bu tartışma içinde kadınlar, erkek egemen kültürün şekil değiştirmiş rolleri arasında kurban ediliyor, evlilikler ve çocuklar heba oluyordu. Erkek egemen anlayış üzerine kurulu geleneksel yapı kadını baskılayıp annelik rolüyle sınırlarken, erkek feministler feminizmi daha çok kadınla beraber olma ve cinsel özgürlüğü çıkarlarına göre kullanma eğilimindeydiler. Peki bu ikilem kadının psikolojik doğasına nasıl tesir ediyordu? İste bu soruya ve kadın psikolojisiyle ilgili diğer konulara ışık tutacağına inandığımız bu kitap, iki senelik bir çalısmanın ürünü olarak sizlere ulaştı.
Sayfa 15
Psikoloji