büsbütün yitirdi onu.
şimdi arıyor her yeni sevgilinin dudaklarında sevdiğinin dudaklarını, kucaklarken bir başkasını aldansın istiyor aynı çocuğa
kendini hep ona veriyor sansın.
büsbütün yitirdi onu, sanki hiç olmamış gibi.
çünkü kurtulmak - öyle demişti o - kurtulmak istiyordu hasta tensel eğlencelerin lekesinden
lekesinden tendeki utancın vakit var daha diyordu -vakit var kurtulmaya.
büsbütün yitirdi onu, sanki hiç olmamış gibi.
düşlerinde, sanrılarında başkalarının dudaklarında hep onun dudakları.
yanıyor, yeniden duymak için tanıdık aşkı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
gecenin biri olmalıydı, ya da bir buçuğu.
bir köşesinde meyhanenin tahta bölmenin arkasında, kimse yoktu ikimizden başka.
ölü gözü gibi yanıyordu gaz lambası.
garson uyukluyordu kapıda.
kimse göremezdi bizi. öylesine geçmiştik ki kendimizden, kimseye aldıracak hâlimiz yoktu.
sıyrılmıştı giysilerimiz -çok az giyinmiştik zaten, tanrısal bir temmuz yakıyordu ortalığı.
sıyrılmış giysilerin arasında tenin bazları, çıplacık kalıvermesi tenin -yirmi altı yıl öncesinin görüntüleri bir bir geliyor şimdi kalmak için bu şiirde.
öyle çok baktım ki güzelliğe onunla dopdolu hayalim.
gövdenin hatları. kırmızı dudaklar. hazla dolu kollar bacaklar
sanki yunan yontularından alınmış saçlar, her zaman güzel, taranmamış olsalar da, hafifçe düşüvermiş solgun alınlara.
aşkın yüzleri, tam şiirimin istediği gibi...
gençliğimin gecelerinde, gizlice buluştuğum gecelerinde...
dökülen, ucuz odalardan biriydi adı çıkmış meyhanenin üstünde gizli.
pencereden sokak görünüyordu daracık, kirli. aşağıdan kâğıt oynayan, şakalaşan işçilerin sesleri geliyordu.
ve orada, o kötü yatağın üstünde benim oldu aşkın gövdesi, tanıdım o derde deva dudakları kırmızı ve istek dolu, öyle devaydı ki o dudaklar, yıllar sonra yazarken şu dizeleri, şu kimsesiz evde, tutkudan sarhoşum yine.