Biraz edebiyat biraz felsefe konuşacak biri olmalı insanın hayatında. En ihtiyacı olduğu anında kişinin, uzakta bile olsa bir iki cümlesiyle yanında olabilmeli.
Yaşamaktan utanıyordu herhalde. Hayata karşı ayıp oluyordu. Onyüzbin şeyi birden yaşamak istiyordu. Hangisine sarılsa başkasına ayıp okuyordu. Kaç parça olabilirdi? Neden bu utançları bir yana itip yaşamaya çalışmadı?
Benim de herkes gibi kaygısız, sevinç dolu bir yaşantıya hakkım yok mu? diye soruyorum. Ben de herkes gibi günlük sevinçlerin, heyecanların akışına kapılıp gidemez miyim? Neden olaylar, benim üzerimde silinmez izler bırakıyor? Kaderime lanet ediyorum.