Biraz edebiyat biraz felsefe konuşacak biri olmalı insanın hayatında. En ihtiyacı olduğu anında kişinin, uzakta bile olsa bir iki cümlesiyle yanında olabilmeli.
"Allak bullak bir çağda yaşıyorsunuz, her zamankinden daha allak bullak, çünkü büyük bilimsel buluşlar ve teknolojik gelişmelere rağmen, insanoğlunun, kim olduğu ya da ne yaptığı hakkında en ufak bir fikri yok."
Her gün yeni baştan yaşamak mümkün olacak mı dersin? Bir gün öncesine korkak bir bezirgânlıkla sarılmadan yaşayabilecek miyiz? Yoksa yarından korktuğumuz için düne köle gibi bağlanacak mıyız?
“Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire: “Buraya kadar!” dediler. Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiçbir ağacı, hiçbir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin. Üstelik, “daha önce haber vermiştik” derler. “Her şeyin bir sonu olduğunu genel olarak belirtmiştik. Yaşarken eskidiğini ve eskittiğini söylemiştik.”