Sesin Tenimde Değil, Ruhumda Yankılandı
9/10
·288 syf.·
2026 149. kitabı
Bazı kitaplar okunmak için değil, sanki yaşanmak için yazılır. Sidney Rosen’ın Sesim Seninle Her Yerde adlı bu derlemesi, işte tam da böyle bir deneyim. Kapağını her açışımda, bir psikiyatristin soğuk muayenehanesinde değil, bilge bir dedenin dizinin dibinde, çıtırdayan soba başında hissettim kendimi. Erickson’un sesi, mekânı ve zamanı aşarak gerçekten de her yerde benimleydi. Kitap, terapötik öykülerden oluşuyor; ama buna basitçe “vaka derlemesi” demek, bir şiire sadece “kelime yığını” demek kadar haksızlık olur. Erickson’un anlattığı her hikâye, aslında zihnin kilitli kapılarını çalmadan açan sihirli bir anahtar. Bana en çok dokunan şey, anlatımındaki o şefkatli kurnazlıktı. Yazar, okuyucusuna asla “Şunu yap, bunu düşün” diye emretmiyor; tıpkı bir tohum eker gibi, kelimeleri bilinçaltınızın derinlerine usulca bırakıveriyor. O tohum, sayfayı çevirip unuttuğunuzu sandığınız bir anda çatlayıp yeşeriyor. Bu kitabı okurken, aslında kendime dair hiç bilmediğim koridorlarda yürüdüm. Erickson’un “Sesim seninle her yerde” derken kastettiği şeyin, salt bir hipnoz telkini olmadığını anladım. Bu, insanın özüne işleyen bir anlayışın, bir kabullenişin sesiydi. Kitap bittiğinde fark ettim ki, o ses gerçekten de benimle kalmış. Zihnimin duvarlarına çarpan kendi endişelerim arasında değil, ruhumun en sakin köşesinde yankılanıyor artık. Eğer hayatınızda bir şeyleri kaba kuvvetle değil de, bir nehrin taşları aşındırması gibi sabırla ve derinden değiştirmek istiyorsanız, bu kitap size uzatılmış sıcak bir el. Erickson’un fısıltısı, satır aralarından taşıp ruhunuzun en kuytu yerlerine sızacak ve belki de siz de benim gibi, bu sesin gerçekten her yerde sizinle olduğunu hissedeceksiniz.Keyifli Okumalar:)
Sesim Seninle Her YerdeSidney Rosen · Dharma Yayınları · 2008153 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2018 125. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2018 00:00
Uzun zamandır beklettiğim #kasedibaşasardır kitabıyla birlikte geldim bu gün. O kadar çok yorumunu gördüm ki kitabın, hepsi bir özlem havasında yazılmıştı. Büyüdükçe büyüdü içimde ama nedense hep "2019 a girerken okuyacağım" dedim. Dün geceyi bu güzel kitapla noktaladım. Çocukluğuma, şimdi asla bir arada bulamadığım akrabalarıma, yerinde yeller esen mahalle bakkalına, eskimeyen oyuncaklarıma, adını unuttuğum komşu teyzelere-amcalara, ıslak çamaşırlardan damlayan suların soba üzerinde çıkardığı o "cıss" sesine kadar göz atıp geri döndüm. Bazen bir şeyler içinizde ağır basar "hele az daha biriksin" dersiniz, sonra "tak" der ve bırakırsınız. Sanırım öyle bir zamandayım ve kabak bu caaanım kitabın başına patladı. Okudum, güldüm, ağladım, iç çektim, yine güldüm, son olarak iki damla göz yaşıyla kapattım kapağını. Ben üzerimdeki o bilinmeyen ağırlığı attığımdan rahatladım, o da kitaplıktaki yerine kavuştuğundan... Güzel de bir uyku çektim doğrusu. Size bir sır vereyim mi, orta 2 de ben de gidemediğim tatil dönüşlerinden birinde sanki gitmişim gibi kompozisyon yazmıştım edebiyat dersinde. O kadar güzel anlatmıştım ki bütün sınıf gitmek istemişti, neresi olduğunu sormuştu herkes. Gitmediğimi bilen bir kişi vardı. Edebiyat öğretmenim Abdullah Bey. Gözlüğünün üzerinden yanık teninde daha çok dikkat çeken gülen çakır gözleriyle baktı, "aferin örs iyi gözlemlemişsin" dedi. Öğrencilerine soyadlarıyla seslenirdi hep. Asla bozuntuya vermedi ve hiç konusunu açmadı. O zaman bu benim için çok önemliydi... Mihrap Altıntaş'ın dediği gibi, çocukluk işte...
Kasedi Başa SardırMihrap Altıntaş · Karina Yayınevi · 201897 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2026 176. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 12:13
"Keşke, yaptığımız hataların gecikmiş çığlığıdır." Keşke, sözcüğü kullanmayı hic sevmediğim ve istemediğim sözcüklerden. Ama illa ki her insanın hayatında Keşke ler oluyor .Bu kitabı okuyunca Keşke köy enstitüleri kapatılmasaymış diyeceksiniz. Bir Köy Enstitüsü romanı Keşke. Bu güzergahta da büyük ve bitmeyen bir aşk.. Sema Soykan okumak böyle bir şeydir zaten .Aşk okuyacağım diye elind aldığın kitap ,zihnine bir sürü bilgiyi doldurur ve şaşırır kalırsın. Bu yazarın okudugum beşinci kitabı .Hepsinde aynı duyguyu yaşadım. Fikret ve Sabia. Ikisi de köylerinden köy enstitüsune geldiğinde buluşuyor kaderleri.Öyle bir yer ki bu enstitüler,köyünden gelen, hiç birsey bilmeyen çocuklar zamanla dünya klasikleri okuyan ,Mozart çalabilen ,tiyatro oynayan ,duvar sıvalayan ,halı dokuyan,tarım yapan insanlara dönüşüyor. Onlar da birbirlerine aşık ve hayaller kuruyorlar geleceğe dair .O kadar utangaçlar ki şiir dizeleriyle sesleniyorlar birbirlerine .. Ama sevgililer kavuşamıyor.Hic beklemedikleri olaylar geliyor başlarına . Doktor Sabia ve avukat Tarık bir şekilde yolları kesişince, bazı saklanan gerçeklerin peşine düşüyorlar. Bunlar olurken ülkenin siyasi ve sosyolojik atmosferini de okuyoruz .Gözüm açıldı bazı konularda gercekten .Hiç birsey göründüğü gibi değil. Siyaset çok acayip ya .Hayatlarımız resmen Bazılarının ipiyle kukla gibi oynatılıyor . Seneler önce İzmir Selçuk ta Nesin Matematik Köyüne gittim .Simdi hercayz uğrarım o köye .Gittigimde çocukların bazıları temizlik yapıyordu, bazıları yemek. Bir tarafta gitar çalıp şarkılar söyleyenler vardı .Amfilerde dersler veriliyordu .Kocaman bir kütüphane vardı .Orayı çok araştırdım sonra .Aziz Nesin in oğlu Ali Nesin tarafından kurulmuş. Lise yaşlarından itibaren gençler yaz kampı gibi kalıyorlar. Hem ders işliyor hem
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,029 okunma
Bir Başucu Kitabı
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Tam başucu kitabı. 5 ana başlıktan oluşan ve başlıkların altında hikayeler olan bir kitap. Yazarın betimlemeleri harika. 1940 ve 1950'li yıllara götürüyor sizi. O yıllarda bir sedirde oturup, dergi okurken sobanın çıtırtısını duyuyorsunuz. Bir eski plaktan gelen müzik içinizi yanan soba kadar ısıtıyor. Canınız sıkılınca, uykunuz kaçınca, kısa mesafe ayakta yolculuk yaparken okuna bilinecek bir kitap. Tavsiye ederim. Bol kitaplı günler dilerim. Yorumlarınızı paylaşırsanız sevinirim.
1000Kitap
Önce Ekmekler BozulduOktay Akbal · Doğan Kitap · 2019248 okunma
Puan vermedi
Isaacson,Franklin'i Amerika'nın en pragmatik ve "halktan" kurucu babası olarak tasvir eder.Washington asaletle,Jefferson ise yüksek ideallerle özdeşleşirken;Franklin çalışkanlık,sosyal hareketlilik ve pratik zeka ile tanımlanır. Kitap,Franklin’in sıradan bir matbaacıdan dünya çapında tanınan bir bilim insanına dönüşme sürecini büyüleyici bir dille anlatır.Kitabın en etkileyici bölümlerinden biri,Franklin’in bilimsel merakına ayrılmıştır. Isaacson,onun sadece uçurtma uçuran bir adam olmadığını;elektrik üzerine yaptığı çalışmaların o dönem için kuantum fiziği kadar devrimsel olduğunu vurgular.Soba tasarımından çift odaklı gözlüklere kadar her icadının arkasında,topluma fayda sağlama amacı yatar.Biyografi,Franklin’i sadece övmekle kalmaz;onun çelişkili yanlarına da ışık tutar.Özellikle ailesiyle olan karmaşık ve bazen soğuk ilişkileri (oğlu William ile olan siyasi kopuşu gibi) ve kölelik konusundaki geç değişen fikirleri dürüstlükle ele alınır.
Benjamin FranklinWalter Isaacson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202464 okunma
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 13:18
Cengiz Han'a Küsen Bulut, aslında Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel romanının içinde yer alması gereken ve onu tamamlayan uzunca bir bölümmüş. Fakat, KGB'yi en çarpıcı örneklerle ağır bir şekilde suçlayan bu bölümün kitapta yer almasına izin verilmemiş ve yazar tarafından bu bölüm kitaptan çıkartılmış. Bugün heykelleri yıkılmakta olan Dzerjinski'nin kurduğu KGB için iktidar, daha doğrusu bu örgüt, hiç söndürülmeden yanması gereken bir soba. Bu sobanın yakıtı yalnız insan. Yaş, kuru ayrımı yapılmadan insanlar yakılacaktır ki soba sönmesin. Bu romanında Aytmatov, Gün Olur Asra Bedeľin kahramanlarından öğretmen Kuttubayev'in nasıl öldüğünü anlatıyor. Kuttubayev'i suçlayan askeri savcı (KGB) en önemli delil olarak onun, Cengiz Han'la ilgili bir efsaneyi kaleme almış olmasını gösteriyor. Bu efsane, Avrupa'yı fethe giden Cengiz Han'ın Sarı-Özek'ten geçerken, ordu kafilesinde yer alan iki sevgilinin trajik ve bir o kadar duygusal hikâyesidir. Kitapta, hem çok güzel bir aşk hikayesi hem de mutlak güç karşısında bireyin yeri gibi evrensel bir konu işlenmekte. Anlatan Aytmatov olunca, orada, masal ve efsane aracılığıyla geçmişimizi, günümüzü hatta geleceğimizi apaçık görebiliyoruz. Keyifli okumalar...
Cengiz Han'a Küsen BulutCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202520,2bin okunma