"Tabii bugün sözlere futbol ile başlamak ayıp olur diye düşünüyorum. Bugün var olduğumuz günden beri esareti kabul etmemiş, bağımsızlığa âşık olmuş bir milletin egemenliğini kayıtsız ve şartsız bir şekilde kendi ellerine aldığı, bunu da tüm dünyaya haykırdığı bir gün bugün. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı büyük bir onurla, büyük bir gururla kutluyorum. Bu güzel günü bize armağan eden ebedi başkomutanımız Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bu vatan için mücadele vermiş bütün o güzel insanları özlemle, saygıyla, rahmetle anıyorum. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun..."
2017 yılında maç öncesi röportajında bir sporcunun verdiği bu mesaj, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bizler gibi futbol gurmelerinin yakından tanıdığı, hayata bakışı ve entellektüel birikimiyle de takdir ettiği Ergin Keleş'ten başkası değildi bu mesajı veren.
Ergin Keleş ise kitabında bu olayı şu sözlerle açıklıyor: "Bu sözler ülkede büyük bir yankı uyandırdı. Bir genç, ülkesinin en önemli bayramını kutladı diye övgü mü almalıydı? Herkesin bu konuda aynı duyguları taşıması gerekmez miydi? Her zaman bulunduğumuz coğrafyanın,
ülkemizin tarihine ilgi duydum ve elimden geldiğince öğrenmeye çalıştım. Öğrenmeye çalışırken takım arkadaşlarımı da
bu doğrultuda yönlendirmeye gayret ettim. Okuyup araştırdığım her gün Atatürk’ü daha çok sevip, kıymetini ve değerini daha fazla anladım. Atatürk’e sevgi beslemeyen insanları hiç anlamadım, anlayabileceğimi de düşünmüyorum...”
Ülkede sadece futbol değil, hemen her konuda bağlamsal olarak benzer çıkmazlar söz konusu. Ve bu kitap, duruma isyan eden sesi kısılmış akil insanların direnişi aslında. Kitaba başlayınca elimden bırakamadım. İçinde büyük bir hayat dersi vardı. Futbolcu olma hayali kuran milyonlarca genç için de önemli dersler içeriyordu kitap. Son derece