Doğru bir örnek, sözcüklerden çok daha etkili olacaktır... Davranışların anında ortaya çıkan etkisi, her zaman için, sözlerden çok daha etkilidir. Ama dış koşulların zihinsel duyarlılığı yoğunlaştırdığı zamanlarda, bir kelime bile etkili oluyordu.
Hiçbir insan ve hiçbir kader, bir başka insanla ya da kaderle kıyaslanamaz.
Hiçbir durum kendini tekrarlamaz ve her bir durum farklı bir tepki gerektirir. Bazen insanın kendini içinde bulduğu bir durum, eylem yoluyla kendi kaderini şekillendirmesini gerektirebilir.
“Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıl'a katlanabillir.” Fırsat bulunur bulunmaz, varoluşlarının ürkütücü nasıl’ına
katlanmalarını sağlayacak bir güce ulaşmaları için, yaşamlarında bu insanlara bir neden -bir amaç- göstermek gerekir. Yaşamında hiçbir anlam, amaç, hedef göremeyen ve bu nedenle sürdürmeyi anlamsız bulan kişinin vay haline! Kaybetmesi uzun sürmeyecektir.
Eğer yaşamda gerçekten bir anlam varsa, acıda da bir anlam olmalıdır. Acı da yaşamın kader ve ölüm kadar silinmez bir parçasıdır. Acı ve ölüm olmaksızın, insan yaşamı tamamlanmış olmaz. Bir insanın kendi kaderini ve içerdiği olanca acıyı kabul ediş yolu, kendi davasını seçiş yolu, ona, en ağır koşullar altında bile, yaşamına daha derin bir anlam katma fırsatı verir. Yaşam, yiğitçe, onurlu ve özgecil olabilir. Ya da bu şiddetli kendini koruma kavgasında kişi, kendi insan onurunu unutup bir hayvan düzeyine inebilir. Burada, insanın, zor bir durumun sunduğu ahlâki değerlere ulaşma fırsatlarından yararlanma ya da vazgeçme
arasındaki seçimi yatmaktadır. Bu da, o insanın acılarına değip değmediğini belirler.