L.

L.
@sodeep
Hiçten fazla olduğumuzu kanıtlayan hiçbir şey yoktur.
Siz ve ben, ikimiz de Marcus Aurelius’un hayranıyız, ‘Düşünceler’indeki şu bölümü hatırlayacaksınız: “Zor kullan bakalım, kendine zor kullan, şiddet uygula ruhum; ama daha sonra kendini saymaya, saygı göstermeye zaman bulamayacaksın. Çünkü insanın bir tane hayatı vardır, bir tek hayatı. Ama senin için bu hayat neredeyse bitmiştir, o hayatı yaşarken kendine hiç dikkat etmedin, başkalarının mutluluğunu kendi mutluluğun saydın... Oysa kendi ruhlarındaki hareketleri dikkatle izlemeyenler mutlaka mutsuz olurlar."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Eksikliğini duyduğu güvenlik, insanın elinde olan bir şey değildi, onun eksikliği bir kabahat gibi o kişinin yüzüne vurulamazdı. Güvenilir biri olabilmek için şanslı olması gerekirdi kişinin.
Zorlayıcı cümleler olurlardı bunlar –öyle hayal ediyorum–, hatta acımasız da denebilirdi onlara. Dediklerinden şaşmadan, yere sağlam basarak dururlardı, böyleyken de bir tanrının sözlerine benzerlerdi. Aynı zamanda abartısız ve heyecansız olurlardı, kesin olurlardı; ve öylesine ölçülü ki, bir tek kelime, bir tek virgül bile çıkarılamazdı o cümlelerden. Bu bakımdan bir şiire benzerlerdi, söz kuyumcusunun işlediği.
İnsanın yaptıklarının yüzeyinin altında bir sır var mıdır? Yoksa insanlar tamamen böyle midir, açıkça ortada duran, her şeyi gösteren eylemleri gibi?
İçimizde olanın ancak küçük bir kısmını yaşayabiliyorsak – gerisine ne oluyor?