Derviş Kaşıkları
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" "Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş; "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakımışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine, "Şimdi..." demiş ermiş, "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. "İşte" demiş ermiş, "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman..."
Alıntı
Bir akşamüstü vakti
Evlerin pencerelerinden sokağa yayılan tabak, çanak sesleri.Evde telaşla akşama yetiştirilmesi gereken yemekler...Günün yorgunluğunu ailenle atacağın masum saatler...Evin reisinin gelmesiyle otururdu bütün aile üyeleri sofraya.Ayrı yemek yemek yoktu buralarda, yemesen bile oturmalıydın onların yanına .Baba gününü anlatmaya başlardı.Esnafsa müşterileriyle ilgili konuşurdu.Kimi bir dert anlatma yeri olarak görürdü bu dükkanları.Severdi insanımız dert anlatmayı da dinlemeyi de.Bu dertler dükkânda başlar uzanırdı böyle sofralara.Arada bir yenilen yemekten bahsedilir,güzelse övgüler eksiği varsa söylenirdi.Anneye gelirdi sıra.Bir ev hanımı olarak kapladığı yer büyük ve genişti.Yuvasını çekip çeviren oydu.Çocukların sorunlarından konuşurdu, kendisine sıra bile gelmezdi kimi zaman.Maddi durum bu sofraları da etkilerdi.İhtiyaçların yeterince karşılanmaması, çocukların büyümesiyle katlanırdı.Belki her istenilen olmazdı ama söylemek bile yolunu açardı.Böyleydi gün sonu...Aile sofradan kalkar ; baba televizyon başına,anne yine ev işlerine,çocuklarda gürültülü şekilde oynamaya giderdi.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Prenses olduğum kadar tatlı eşek sıpasıyım da (:
Bizim burada benden küçük çoğu kadın evlendi: 2002, 2004, 2005' liler. 2006' lıların sevdicekleri var. 😅🌻 96, 97, 2000, 2001' lilerde tık yok: doğru insan bile yok. Ama aileler torun sevme modundalar. Çok değişik cidden ama böyle şu an. Kimse ne erken ne de geç evleniyor: herkesin doğru zamanı kendisine göredir. Bugün akşam yemeğinde e. kardeşimin lafından sonra babamlara "Asra' yı evden yollayın. Siz evde tutuyorsunuz diye ne görücü kabul ediyor ne de birini bulabiliyor. Çatı altına bırakın orada kedileriyle yaşasın." dedi gülerek ama ben sinirlendim biraz. Yine de yine aynı tonuyla "Şu salak ağızlıyı siz mi susturmak istersiniz yoksa işkenceyle ben mi susturayım? Boyumu geçti diye dilimden ya da elimden geçebileceğini sanıyor." dediğimde ardından "Ağzımı bozduğum için sofradan özür diliyorum. Ama sofradakilerden dilemiyorum benden daha fazlasını duymaya alışıksınız. Ve sebebi sizsiniz." dediğimde derin sessizlik. Babam bana bakış attı "Başı çektiğin ortamda şakayla saygısızlık yapılıyor. Üstelik sofrada. Ve bu ilk değil. Bozulacağın kişi de ben değilim çünkü onun tarafını tutup yüz veriyorsunuz. Kendisi de o yüzden hala cıvıklık yapabiliyor." demiştim. Annem aşağıdan ayağıma vururken ben önüme bakmıştım. Ve sofraya saygıda aşırı hassasım: o yüzden ses yükseltilmesi, hakaret, öfkeli tartışma, cıvıklık vs. hiç haz etmem. Üstüne de o saygısızlığı bana yaptırdı. Boşluğuma geldi. Hatamın telafisini çekinmeden yaptım. Ama içimden gelmeyen özrü dilemeyeceğim. Yemek adabını ilk bozana baksınlardı. Her zaman alttan almak ya da şakayla karşılık vermek zorunda değilim. Bugün ciddi ve modsuz ruh halindeydim. Yemekte ağzını açan olmadı. Babam da çay vaktinde "Kurtlar Vadisi izleye izleye babana da mı racon kesiyorsun?" dediğinde ilkte anlamadım sonra dank edince "Racon
Hayata Dair
SÜNNET -İ SENİYYE 🌹🌹🌹 1- Sessiz ağlamak. 2- Kıyafeti çıkarınca katlamak 3- Heybetli görünmek 4- Sevdiği birisine onu sevdiğini söylemek 5- Çocukların başını okşamak 6- Namazı vaktinde kılmak 7- Sohbet etmek 8- Affetmek 9- Alçak gönüllü olmak 10- Eve girerken ev boşta olsa selam vermek 11- Sürmek çekmek 12- Alışverişte pazarlık yapmak 13- Güzel koku sürünmek 14- Çalışmak 15- Yapılan iyiliğe karşı teşekkür etmek 16- Yemeklerin ağzını kapalı tutmak 17- Yünlü güzel elbiseler giyinmek 18- Çok uzun giyinmemek 19- Çatlak bardaktan su içmemek 20- Latife yapmak ve kahkaha ile gülmemek 21- Beyaz ve yeşil elbise giymemek 22- Kabak yemeği yemek 23- Ölümü hatırlamak 24- Yeri gelince konuşmak 25- Süt içmek 26- Yoldaki engeli kaldırmak ve ayağa takılabilcek şeyleri kenara koymak
Din İslam
En doğru adres Adres sözlükte bir kimsenin kendini aradıkları zaman bulabilmeleri için gösterdiği yer ve gönderilen şeyi üzerine alacak olan kimsenin bulunduğu yeri bildirmek üzere yazılan yazıdır Tdk sözlük Adres kişinin bulunduğu oturduğu yer olarak tanımlanabilir bazen gidilecek yer olarakta ifade edilen adres kelimesini gittiğimiz geldiğimiz yerleri bulunduğumuz konumu tarif etmek için kullandığımız bir kelimedir insan çayın kahvenin ve güzel söz nerede ise o yönü kendisine bir adres bilip o yöne gitmelidir her insanın bir arayışı vardır ve mutlaka onu arar aradığı yeri nefsine uyupta bulan kişi ise ne yazıkki doğru adrese varamaz Kalbi bir navigasyon cihazı yada pusula gibi kıbleyi işaret etmeyen insan için o kalbin yönü insanı çıkmaz sokağa getirir bu yözden kıblesiz her yön çıkmaz sokaktır öyle bir kalbe sahipsek onun götürdüğü her adrese gitmemeliyiz insan doğru bilgiye sahip olursa doğru amellerin olduğu yöne gider ve doğru bir iş yapan insanın ismi bir sokağa bir caddeye verilir kişinin isminin bir okula verilmesi bir adres tarif edilirken isminin anılıp okulması belkide küçük bir çocuğun arkanızdan sizi dua ve iyilikle yad etmesi kadar güzel ne olabilir en güzel adres umutlarımızın yaşadığı hoşgörünün bizi kucakladığı gülüşlerin hiç eksik olmadığı sokaklardı işte kıtlığın olmadığı yoklukların yaşanmadığı küçük bir evin içinde oturan insan en güzel adreste yaşıyor demektir hadi gidelim Mümin kardeşliği nasip et Ya Rab Afet kelimesi önlenilmesi insan elinde olmayan büyük kötülük yada güzelliği ile insanı şaşkına çeviren aklı baştan alan kadın vede hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk anlamlarını taşır Tdk sözlük Afet kelimesi Kuraanda musibet olarakta tarif edilir bu imtihan ve sınavların en büyüğüdür işte teslimiyetimiz dostluğumuz hep o musibet
Duygu ve Düşünce
Ad kavmi Nuh kavminin helakının üzerinden  yüzlerce yıl geçmiş insanlar tevhid dininden uzaklaşmış azıp sapıtmış putlara tapar olmuştu Zeki soyak Dünyalık peşine düşen insanların imanı zayıflar imanımızı yok eden imansızlık hastalığı insanları şirke ve küfüre düşürür peygamberimizin buyurduğu gibi imanlı insan sofradan doymadan kalkar mümin ise imanlı olur o sofraya daima besmele çekerek oturur bugün insanlık ne yazıkki imandan uzak kalmayı tercih ettik içindeki inanç zayıflayarak onu küfür ve şirke yaklaştırarak Allah Tealadan uzaklaştırıp gaflet batağına düşürmüştür bugün yaşanan tüm kötülüklerin sebebi iman yokluğu inanç eksikliği ve açgözlülüktür aç kalan göz doymak bilmez Kuraan hisseler ve ibretlik hikayeler ile doludur peki biz hisse alabiliyormuyuz Nuh as ın oğlu sam ın neslinden ad kavmi yemen ülkesi ile Amman arasında yaşıyordu bu bölgenin adı iremdir bu şehrin insanları çok zengin yaşarlar bereketli bir ömür sürerlerdi İrem şehri adeta cennetten bir köşe olup görenin mutlaka gözleri kamaşırdı onlara Peygamber olarak Hud as gönderildi ve tevhid dinine çağrıldılar onlar bedenen güçlü kalabalık bir kavim idi güçlerine aldandılar Hud as ile alay ederek nimeti zillet ve düşüklüğe tercih ettiler ve yoldan çıkıp gaflete daldılar Bir kere kalpler küfür şirkle karardı mı kalp köreldi mi kulaklar sağır oldu mu gerçekleri idrak edip anlatmak Hak ile batılı hayır ile şerri doğru ile eğriyi ayırt etmek mümkün olmuyor Zeki Soyak Küfür ile kararan kalbin gerçeği hissetmesi zordur gerçeği doğruyu hakikati görmek ve ona yönelmek ancak Cenabı Hakkın hidayeti iledir taşlaşan kalpler gerçeği hissedemezler Hud as ile ad kavminin mücadelesi Kuraanda Hud suresi ve Müminin süresinde anlatılarak helak olan nice kavimlerden bize ibret ve nasihat verilir ki insanlar düşünsünler
Din