Adem ve Havva'nın hayatlarında bir kader olarak yaşanan her insanın ve her toplumun ve medeniyetin ömürlerinde de tekrarlanan bir şema olur. Hilkatte olan, adeta, bir sembol olarak tarihin başlangıcında durmakta ve ona maya ve öz olmaktadır.
Bir sarkaç gibi bir ölüme, bir hayata gidip gelen ruhlarla, sadece biyolojik yaşantının içinde vakit dolduğunu dolduran ruhlar arasında ne büyük uçurum vardır!
Ah! Düşüşsüz insan! Benden övgü bekleme. Düşüşün tadını almayan insan! Senin, yücelerin serinliğinden, arılığından ne haberin vardır? Ruh gecesinin yedi katlı karanlığına batmamış yürek! Sana ışıklar ve aydınlıklar ne der? Ey zindanda bir gece geçirmemiş dost, güneşe doğru çılgın koşuyu yapacak çocuk olabilir misin?