Ozan

Çağdaş felsefe uzunca bir zamandır "düşünme"nin gerçekleşme olanağının dünyadaki bedenin dünyayla etkileşim içindeki devinimlerinde yattığını ileri sürüyor. Bir başka deyişle, “düşündüğüm gibi hareket ediyorum” ifadesi giderek gözden düşerken, “bedenli hareket deneyimlerim uyarınca düşünüyorum” ifadesi gerçekliğe daha uyar gibi görünüyor.
Sayfa 32·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam
Biz, adımız söylenince bakan varlıklarız; çokça insanlardan ve kısmen de eğitilmiş hayvanlardan örülen yakin çevremiz "ad"a tepki veriyor. Ad ile imlenen varlık, o adın imlediklerinden çokça farklılaşmış olsa da adına -o adın imlediği değişmez ve sabit bir bütünlük hep mevcutmuş gibi- tepki veriyor. Deleuze ise şöyle soruyor: "Herhangi bir şeyin kendi ismine cevap vermesi ne demektir? Eğer şeyler kendi isimlerine cevap vermiyorsa, onların isimlerini yitirmesini önleyen nedir?"
Sayfa 29·Kitabı okudu
Felsefe
Biz, bir soruyla kuvvetler arasında kuvvet yaratırız; başkaca kuvvetlerin etkisi ve gözetiminde sorumuzla başlayan yeni oluşa-oluşlara vesile oluruz. Diğer tüm vesileler gibi, insan da vesile olduğu bu oluşlar çokluğunda vesile olurken de devinen, eyleyen, etkiye uğrayan ve etkide bulunandır. İnsanın kendinde bulduğu sözde yücelik, soru sorma ve düşünmenin insana hiç değilse bu meditatif anlarda değişmez bir kerteriz noktası olmaklık olanağı verdiğini düşündürür. Ne çocukça bir yanılgı! Bir dalganın, içinde ve parçası olduğu dalganın bir denizi resmetmesi gibi; bunu başarabilir olduğumuzu düşünürüz.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Felsefe
İnsan, soru sormanın sözde yüceliğini cebinde taşıyadursun, başka tüm var olanlar gibi yanıtsız eyleyendir. Hayat hangi sorunun yanıtı için duraksar? Biz yanıtlarla özgürleşemez olanız; eyleyerek var olmaktan başka ne çaremiz var?
Sayfa 28·Kitabı okudu
Felsefe
Descartes’ın meşhur “bizi bir kez olsun yanıltan şeylere güvenmeme” temkinliliği onu bir anlamda duyuların ormanı olan dışarıdan, cogitonun güvenilir yuvasına, yani içeriye yöneltmişti.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam