Hayatın, başta insanı kendi kararlarını almakta özgür bırakıp sonra da yumruğunu masaya vurarak kendi nihai kararını açıklamasıyla ilk kez karşılaşıyorduk. Ve sanırım buna “büyümek” deniyordu.
O zaman herkesin hayatında “bir şey”i vardı. Okulu, işi, faturalarını ve kirasını sektirmeden ödediği kendine ait bir evi, bir müzik grubu, tiyatro topluluğunda sosyalleşerek kurdukları şahane arkadaş ortamları, sevgilisi… Benim mi? Bir enkazın içinden görünen parmaklarım dışında hiçbir şeyim yoktu.
İnsan en çok kafası yastıktayken yalnızlığının gerçek anlamda farkına varır. Gece iyice çökmüştür. Şanslıysanız yıldızlar, belki ay, içinizden geçenleri duyarcasına sizi dinler gökyüzünden. Bazen de insan sarılacak bir şey bulamadığı için gökyüzünden medet umar.