Onunla başkaydı. Ama uzaktaydı işte. Belki de, uzakta olduğu için başkaydı. Evet, öyleydi kuşkusuz. Aynı yastığa baş koyup birlikte uyanmaların, alışkanlıkların, kötü kokularla kavgaların aşkı öldürmediğini kim öne sürebilirdi? Özlemekti aşk. Her an, her gün daha çok özleyip kahrolmak. Mum gibi erimek içten içe. Pervane nasıl ışığa yaklaşır, kanatlarını yakarsa öylesine tutuşmak. Bir gövdenin bıraktığı boşlukta yaşamak; her an, her gün daha derinde.