"Varoluş ertelenemez." Kanser hastalarının çoğu şu anda daha dolu yaşadıklarını bilirler. Artık yaşamlarını gelecekteki bir döneme ertelememektedirler. İnsanın yalnızca şu anda yaşayabileceğinin farkına varırlar; aslında insan şu anı bırakamaz -o her zaman size yetişir. İnsanın geriye bakma anında bile -son anda bile- hâlâ oradadır, yaşıyordur. Gelecek değil, şimdiki zaman ebedi zaman kipidir.
İnsanın hayatının dış güçlerle yönetildiği inancı güçsüzlük, yararsızlık ve düşük öz saygı duygusuyla bağlantılıdır. Kendisine inanmayan ya da güvenmeyen biri buna uygun olarak bilgi ve beceri edinimini sınırlar ve başkalarıyla kendini sevdirmeye yönelik şekilde ilişki kurabilir. Düşük öz saygının, kendini küçümseme eğiliminin, öz değer hissi geliştirmeye yönelik az sayıda becerinin ve doyurucu olmayan kişilerarası ilişkilerin hep psikopatoloji için zemin hazırladığı kolayca görülmektedir.
Ölüm anksiyetesinden kaçma çabası nevrotik çatışmanın özündedir. Davranış aşırı ve katı hale geldiğinde "nevrotiktir," ve ölüm anksiyetesine karşı kullanılan iki önemli savunmadan herhangi birinin aşırı kullanımı, daha önce gördüğümüz gibi, nevrotik adaptasyonla sonuçlanır; fakat insanın doğal olarak ve yaratıcı bir şekilde yaşamasını olanaklar elverdiği ölçüde sınırladığı için ölüme karşı savunma mekanizmasının kendisi kısmi ölümdür. Rank'ın nevrotiğin, ölum borcundan kaçmak için hayat kredisini reddeden insan olduğunu söylerken kastettiği şey budur: kısmi öz yıkımla ölüm korkusundan kendini kurtarır.
İşkolik hayat tarzı zorlayıcıdır ve işlevsel değildir: işkolik kendini yalnızca istediği için değil zorunlu olduğu için işe verir. İşkolik kendisini acımaksızın ve insan sınırlarına aldırmaksızın zorlamalıdır. Boş geçirilen zamanlar anksiyete zamanlarıdır ve bir başarı yanılsaması taşıyan etkinliklerle çılgınca doldurulmalıdır. Bu nedenle yaşamak, "olmak" ya da "yapmak"la eş hale gelir; "olmak" için harcanmayan zaman "yaşanmıyor," hayatın başlamasını bekliyor demektir.