• Bismillâhirrahmânirrahîm

    (A'râf, 7/17)
    (Mealen)
    "(İblîs dedi) sonra elbette onlara... sollarından ... geleceğim..."

    ***

    Ve düşmanın olan İblîs, sol taraftan sana dünyevî hayâtın elemlerini ve ıztırâblarını arz eder.

    O tarafta “ümîd” i dik, eğer o tarafa ümîdin yerine korkuyu dikersen ilâhî rahmetten yana ümîtsizlik oluşur.

    Ve bu şekilde düşman senin mülkünü bozarak amacına ulaşmış olur.

    Fakat düşman sol tarafta ümîdi tâbi'leriyle berâber bulursa mülküne zarar ve bozukluk veremez.

    Böyle olunca her şeyi yerli yerine koyman îcâb eder. Çünkü eşyâyı yerli yerine koymak hikmettendir.

    Şimdi insan için Hak korkusu, süvârî için silâh gibidir. Çünkü süvârî düşmana karşı çıktığı vakit, veyâhut düşmanın gelmesini beklediği zaman silâhını kullanır.

    Ve eğer bu yerin dışında, ya‘nî lüzûmu olmadan, silâhını alıp uygunsuz haller gösterirse, böyle kimse ile herkes alay eder. Ve kendisini alay konusu yapan kimse ise akılsız ve câhil bir adam olur.

    Ve eğer düşman sana sol taraftan gelirse, o ancak sana ümîtsizlik Allâh’a karşı kötü zan ile gelir.

    Ve senin bu haller içinde gark olman senin üzerine kînin ve düşmanlığın ve hiddetin gâlib gelmesini gerektirip seni helâk eder.

    Örneğin İblîs sana sol taraftan gelip der ki:
    “Sen kalabalık bir âilesin. Fakîrliğin ve zarûretin son derecede olduğundan onların geçimlerini gerektiği şekilde te’mîn edemiyorsun.

    Rızık elde etmek için sebeplere teşebbüs ettiğin halde başarlı olamadın. Beş vakit duâ ettiğin halde de, Cenâb-ı Hak senin üzerine bir rızık kapısı açmadı.

    Sen mü’min olduğun halde bu elîm azâbı çekip duruyorsun.

    Diğer taraftan Hakk’a küfür ve isyân edenler geniş bir rızık ve râhat içindedir.

    Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de “lev tezeyyelû le azzebnellezîne keferû” (Feth, 48/25) ya‘nî “Eğer siz ayrılmış olsanız, elbette biz kâfirleri azâblandırırdık” buyurduğu halde, kâfirlere iyi muâmele ve mü’minlere azâb ediyor.”

    *

    Eğer sâlik bu nakilleri kabûl eder ve sıhhatine inanırsa, ilâhî rahmetten ümitsizliğe düşüp, Allah Teâlâ’ya karşı kötü zan sâhibi olur.

    Bu inanç ise dünyâda ve âhirette helâkine sebep olur. Bundan dolayı sol tarafta ümîd olursa düşman geldiği vakit onu bulur. Ve sâlik onun bu nakillerine karşı der ki:

    “Hak Sübhânehû ve Teâlâ hazretlerinin beni bu hâl içine bırakmasında elbette gizli bir lütfu vardır.

    Ve kâfirlere ni’metleri bol bol buyurması husûsunda da gizli bir kahrı vardır.

    Dünyâ hayâtı ne kadar zahmetli olursa olsun serî bir şekilde zevâl bulur. Ve âhiret bakâ yurdudur.

    Cenâb-ı Hak kullarına sabır ve tevekkül tavsiye buyuruyor.

    Ben sebeplere teşebbüs etmeye devâm ile tevekkül ve sabrederim. Elbette Hakk’ın lütfu bir râhat ihsân eder.

    Eğer ben Hakk’ın rahmetinden ümîdimi kesersem kâfir olurum.

    Çünkü “innehu lâ ye’yesu min revhillâhi illel kavmül kâfirûn” ya’nî “Muhakkak ki; kâfirler kavminden başkası, Allah'ın vereceği rahatlıktan yana umudunu kesmez” (Yûsuf, 12/87) buyurur.

    Ve bu cevap düşmanın nakillerini def’ eder.

    Muhyiddîn İbnü'l Arabî (k.s)
    Tedbirât-ı İlâhiyye Tercüme ve Şerhi / Ahmed Avni Konuk
  • beni bu şehirden alın götürün
    bir elim sağ cebimde
    bir elim sol cebimde
    bu hüznü siz de bilirsiniz
    anlat deseniz anlatamam
    enine boyuna yaşarım ancak
    Turgut Uyar
  • elinin arkasında güneş duruyordu
    aylardan kasımdı üşüyorduk
    ağacın biri bulvarda ölüyordu
    şehrin camları kaygısız gülüyordu
    her köşe başında öpüşüyorduk
    **********************
    sisler bulvarı'na akşam çökmüştü
    omuzlarımıza çoktan çökmüştü
    kesik birer kol gibi yalnızdık
    dağlarda ateşler yanmıyordu
    deniz fenerleri sönmüştü
    birbirimizin gözlerini arıyorduk
    *************************
    sisler bulvarı'nda seni kaybettim
    sokak lambaları öksürüyordu
    yukarıda bulutlar yürüyordu
    terkedilmiş bir çocuk gibiydim
    dokunsanız ağlayacaktım
    yenikapı'da bir tren vardı
    **********************
    sisler bulvarı'nda öleceğim
    sol kasığımdan vuracaklar
    bulvar durağında düşeceğim
    gözlüklerim kırılacaklar
    sen rüyasını göreceksin
    çığlık çığlığa uyanacaksın
    sabah kapını çalacaklar
    elinden tutup getirecekler
    beni görünce taş kesileceksin
    ağlamayacaksın! ağlamayacaksın!
    **************************
    sisler bulvarı'ndan geçtim sırılsıklamdı
    ıslak kaldırımlar parlıyordu
    durup dururken gözlerim dalıyordu
    bir bardak şarabda kayboluyordum
    gece bekçilerine saati soruyordum
    evime gitmekten korkuyordum
    sisler boğazıma sarılmışlardı
    **************************
    bir gemi beni afrika'ya götürecek
    ismi bilmiyorum ne olacak
    kazablanka'da bir gün kalacağım
    sisler bulvarını hatırlayacağım
    kırmızı melek şarkısından bir satır
    lodos'tan bir satır yağmur'dan iki
    senin kirpiklerinden bir satır
    simsiyah bir satır hatırlayacağım
    seni hatırlatanın çenesini kıracağım
    limanda vapur uğuldayacak
    *************************
    sisler bulvarı bir gece haykırmıştı
    ağaçları yatıyordu yoksuldu
    bütün yaprakları sararmıştı
    bütün bir sonbahar ağlamıştı
    ağlayan sanki istanbul'du
    öl desen belki ölecektim
    içimde biber gibi bir kahır
    bütün şiirlerimi yakacaktım
    yalnızlık bana dokunuyordu
    **********************
    eğer sisler bulvarı olmasa
    eğer bu şehirde bu bulvar olmasa
    sabah ezanında yağmur yağmasa
    şüphesiz bir delilik yapardım
    hiç kimse beni anlayamazdı
    on beş sene hüküm giyerdim
    dördüncü yılında kaçardım
    belki kaçarken vururlardı
    **********************
    sisler bulvarı'ndan geçmediğim gün
    sisler bulvarı öksüz ben öksüzüm
    yağmurun altında yalnızım
    ağzım elim yüzüm ıslanıyor
    tren düdükleri iç içe giriyorlar
    aklımı fikrimi çeliyorlar
    aksaray'da ışıklar yanıyor
    sisler bulvarı ayaklanıyor
    artık kalbimi susturamıyorum
  • Demek yazamadan
    Demek okuyamadan
    Demek konuşamadan
    Ama düşünebildiğim için seni yaşıyorum
    Yaşayabildiğim için sevmiyorum
    Sevdiğim için yaşıyorum

    Bir kolum bir elim bir bacağım ve dilim tutmuyor
    Öyle bir sevgi var ki içimde
    O beni hâlâ diri tutuyor
    Yazamasam da okuyamasam da konuşamasam da
    Seviyorum seni Üçgülüm
    Sevdikçe yaşıyor yaşadıkça seviyorum

    Aziz Nesin / Sol El Konçertosu
  • Ömrüm boyunca, sol elime kötü bir niyet beslemememe karşın, hep sağ elimden yana oldum. Eğer sol elim kalkıp da bir şey söyleseydi, hoşgörülü ve adaletli olan ben, bu suiistimale hemen o an bir son verirdim.