...ruhlarının ölmesine şaşırmıyorum. Ama bedensel olmayan, akıllı ve ölümsüz bizimkinin, bir öküzü öldüren sebeplerin benzerlerinden ötürü bedenimizden çıkmaya mecbur kalmasına çok fazla şaşıyorum. Vücudumuzla bir anlaşma mı yaptı ki, kalbe bir kılıç darbesi, beyinciğe bir kurşun, göğse bir yaylım ateş geldiğinde ruh, delinmiş postu derhal terk ediyor? Çok defa mukaveleye uymadığı da oluyor zira birçok kişi bazılarının öldüğü yaralardan kurtuluyorlar; adeta her ruhun bedeniyle başka bir pazarlık yapmış olması gerek. Doğrusu, bize inandırıldığı kadarıyla, bu kadar çok zekâsı olan ruh, evini terk ettiği zaman kendisine yeni barınak olarak cehennem işaret edilince hiddetten çıldırıyor. Eğer söylendiği gibi, bu ruh zeki ve kendiliğinden mantıklı olsaydı, bizim cüssemizden ayrıldığında da akıl yeteneğine sahip bulunacaktı ve ayrıca nasıl olacaktı da anadan doğma körler bu akıllı ruhun sahip bulunduğu bütün güzel olanaklar sayesinde, görmenin nasıl bir şey olduğunu tahmin bile edemeyeceklerdi. Sağırlar neden hiç işitmiyorlar? Yoksa henüz bütün öteki duyularından mahrum kalmadıklarından mı? Ne yani! Bir sol elim var diye artık sağ elimi kullanamayacak mıyım? Ruhun, her ne kadar zihinselse de, duyuları olmadan hareket edemeyeceğini kanıtlamak için, fırçaları olmayan bir ressamın da tablo yapamayacağı örneğini veriyorlar. Evet, ama bir ressam için fırçası yoksa çalışamaz demek, fırçaları varken eğer boyaları, kalemleri, tuvali ve kâğıtlarını kaybetseydi daha bile güzelini yapabilirdi demek değildir. Tam aksine! Onun çalışmasına ne kadar daha çok engel çıkarsa resmini yapması imkânsızlaşır. Oysa hayatın akışı sırasında aletlerinden birini kaybeden ruh, bu sebeple ancak kusurlu davranabilirken, ölümümüzden sonra hepsini kaybettiği durumda mükemmel çalışmasını bekliyorlar. Bunu
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Alper Gencer - Şarkısızın Şarkısı
susamıyorum sevgilim
çünkü havada sesimi doğuran bir esir var
bütün çilingirleri sofralara çekerek
kapıda kalanlarla konuşmak istiyorum
kapısında kaldıkları sahiden evleri mi?
bir kilidi açmak kolay değil o kadar
hırsızın belki de yoktur kabahati!
**
selam ile insan insana iliklenir
başında ortasında ve sonunda yine selam
çünkü aranızda selamı yayın demiş efendim
**
bu sonucu beğenmedim sebebi neyse kov!
kes iplerini gel beraber vuralım kuklacıları
vuralım ve bir tren yırtsın dünyanın perdelerini
devrilsin ışık ve gerçek rengini giyinsin gül
**
ben trenin içindeyim git kendine bir istasyon bak
bırak onlar kendi koydukları kurallara inansınlar
**
çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor
**
bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım
gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma
gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma
çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan
vardım ki seni sevdim
seni sevdim evler arasından bir evdin
Gözüm seni görmek için elim sana ermek için
Bugün canım yolda kodum yarın seni bulmak için
Bugün canım yolda koyam yarın ivazın veresin
Arz eyleme uçmağını hiç arzum yok uçmak için
Benim uçmak neme gerek hergiz gönlüm ona bakmaz
İşbu benim zârılığım değildürür bir bağ için
Uçmak uçmağım dediğin mü'minleri yeltediğin
Vardır ola bir kaç hûri arzum yoktur koçmak için
Bunda dahi verdin bize ol hûriyi çift ü helâl
Ondan geçti arzum tamam arzum sana ermek için
Sûfîlere ver sen onu bana seni gerek seni
Hâşâ ben terk edem seni şol bir evle çardak için
Yunus hasretdürür sana hasretini göster ona
İşin zulüm değil ise dâd eylegil istedi çün
Sayfa 156 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu