Bu karşıtlık, o iki dünyadan hangisinin aslında benim dünyam olduğunu anlamama yardım etmişti, her biri başka başka zamanlarda olmak üzere ikisinin de bana ait olduğu hayaline kapılmıştım, çünkü hangisinde olursam olayım dönüp arkama baktığımda, açık denizde birbirlerinden ayrılan iki geminin yürek parçalayıcı iç çekmeleriyle, ötekinin uzaklaşıp gittiğini görüyordum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hiç ısınamadığımız yasak bir aşkın 'bencil' kahramanlarının gözünden dönemin olaylarının ustaca aktarıldığı bu roman Türkiye tarihinin çok önemli bir dönüm noktasına giden yola ışık tutuyor. Akıcılığıyla çok kısa sürede insanı içerisine hapseden, kimi zaman kahramanlara duyduğunuz öfkeden kitabı fırlatıp atmak isteyecek kadar öfkelenebilecek hale getiren ama insanın, yine de elinden düşüremediği bir kitap... Usta bir yazarın; Vedat Türkali'nin elinden İstanbul'u ve tarihi yeniden dinlemek isteyenler için kaçırılmaması gereken bir eser...
- Ekmekler geldi arkadaşlaaar! diye bir ses duyuldu.
Onurlarına dokunmuştu sanki. Özgürlük, demokrasi, vatan, millet derken... Söylenecek şey miydi bu? Bağırışmalar oldu birden:
- Ekmek istemiyoruz!... Özgürlük istiyoruz!...
Bir an sessizlikten sonra açlığın mı, bilincin mi ağır bastığı bilinemeyen bir tepkiye yer yer karşı çıktılar:
- Ekmek de istiyoruz!... Özgürlük de istiyoruz!...
Alaylı bağırışmalar birbirine karışıyordu... Kalınca bir oğlan sesi de taşralı ağzıyla ağırdan, bastıra bastıra,
- Saçmalamayın lan, dedi, ekmeksiz olur mu?...