gözlerim doldu. gözlerimin dolduğunu gördü. birinin güven veren şahitliğini, o yumuşak alanı bulur bulmaz, duramadılar daha fazla, gözyaşlarım tıpır tıpır iniverdi aşağı.
özlem kimseye anlatamayacağım bir genişlik ve biçimdeydi, onu neredeyse bir hırka gibi giymiştim üstüme, hücrelerime dek hissettiğim tek başınalık duygusu her neyle uğraşırsam uğraşayım bir yerden kafasını uzatıp kendisini habire hatırlatıyordu bana.