“Bu ölüm hepimizin canevinde birdenbire duran bir süratin sarsıntısı gibi hissedildi. İçinde bulunduğumuz gemi bir kayaya mı çarpmıştı? Bu cümlemizin hayatına mal olacak bir katastrof mu idi?”
“Mustafa Kemal eğer yalnız kendini düşünen bir ikbalperest olsaydı Dumlupınar zaferini kazandıktan, Lozan Sulh Muahedesini elde ettikten, yani Türk milletini haneden ve hilafetin hıyanetine rağmen Kanuni devrinden beri görmediği bir hakimiyet ve istiklale kavuşturduktan sonra isterse sultanlık tacını, isterse hilafet hil’atını giyebilirdi.”
“Atatürk mesut bir adam değildi. Beşeriyetin mâkus mukadderatını değiştirmek, imkân dünyasının hudutlarını kendi hudutsuz hülyalarına göre genişletmek isteyen bütün ideal fedaileri, bütün gerçek kahramanlar ve gerçek evliyalar gibi bedbaht ve mustaripti. Zira hakikatle hayalin, iradeyle imkânın dinmek bilmeyen ezeli muharebesi bütün şiddetiyle onun ruhunda cereyan ediyor, onun ruhunu kasıp kavuruyordu.”