“Hayır, burada her şeye bu kadar basit gözle bakan insanların arasında yaşamak bana güç gelecekti. Bunlar için ölüm, hayat, günün her hadisesi, saadetler ve felaketler o kadar tabiî şeylerdi ki… Halbuki ben bütün bir masalı olan bir adamdım.”
“Sabah olsa… Gece yarısı zindanında uyanan mahpus, yatağında terleyen ümitsiz hasta, bir zillet tufanında kendisini her an boğulmuş sanan bîçare, velhasıl her cinsten muzdarip, sabah güneşini bir şifa gibi bekler. Ve o gelir gelmez bütün sefalet ve ızdıraplarının hiç olmazsa hafifleyeceğini zanneder. Bu da gösteriyor ki insan kafası için sarahat en tabiî ihtiyaçtır. Hakikatte bütün bu zavallılar için güneşten beklenebilecek ne vardır? Hangimiz arkamızda bu zalim gözün aynı çiy parıltı ile aydınlattığı günlerin birbirine benzeyen sıkıcı yüzünü hatırlamayız?”