Dede dedi ki:
-Peregrini, dostum, Tevfik kağıt parçalarını yaşatırken fikrin maddeye ne kadar hakim olduğunu düşündün mü? Fikir gidince insan da kağıt gibi cansız, manasız oluyor. Bu akşam İsa'nın şu sözlerini hatırladım: "Allah ölülerin değil, dirilerin Allah'ı!"
İyi kurulmuş bir devlet makinesinde hiçbir insanın avunmaya ihtiyacı olmaz. Âciz, hayalî, bilhassa düşman ruhları Vehbi Dede gibi sırrîlerin muzur felsefesi yaratır.
Varlığın "niçin" ve "neden"lerini ben de çok öğrenmek isterdim, Sinyor. Fakat onu hiçbir vakit bir "kül" halinde bir tek şekil halinde görmedim. Bu muazzam gösteri bir an durmuyor, daima değişiyor, değişiyor.
Peregrini diyordu ki:
- İnsanı ilk defa ilim ağacının meyvesini yemeye sevk eden Şeytan değil mi? O olmasa, insan sadece yiyen, içen, iki ayak üstünde dolaşan bir mahlûktan ibaret kalırdı. Öğrenme isteği her bilginin anahtarı; bu anahtarın ilk sahibi ve bize ilk bu anahtarı veren de Şeytan'dır.
..Hiç olmazsa Şeytan'ın cesaretini tasdik et, Dede Efendi. Fikir cesaretinin piri odur. Yaradan'ın kızgınlığına ilk baş kaldıran, cennetin nimetlerinden, bolluğundan atılmayı ilk göze alan hep odur. Yeryüzüne ilk ateşi, gökten çalıp getiren Promete'den tut da bütün filozofların, bütün büyük ihtilalcilerin, hatta benim gibi kilisesine direnen adî bir adamın bile piri odur.