seNa

seNa
@solucanli
s'étonner
37 okur puanı
Aralık 2016 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·304 syf.··
2019 3. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2019 15:25
Öncelikle belirtmek isterim ki, ben bu yazıyı inceleme/eleştiri niteliğinde olması gayretiyle yazmıyorum. Kitap hakkında belirteceğim görüşlerin şimdiki zaman Türkiye'sinde, doğu gelenekleriyle batı felsefesinin içinde bir yerlerde çatışıverdiği sınavdan yeni çıkmış naive birisinin fikirleri olacağını da belirtmek isterim. Bunun yanı sıra Halide Edip'e, Rabia'ya, Pembe'ye hatta Emine'ye bir veda olarak da kabul edilmesini isterim. Kitabı okumaya başladığımda kurgudaki "köşe"leri ezberlemiş birisiydim. Sanki yapılacaklar listem varmış gibi aklım kitap bitene kadar tik attı onlara. Bu durumun beni sıktığını açıkça söyleyebilirim. Bu okumamı yavaşlatan en büyük unsurdu kanımca. Diğer canımı sıkan şey ise Halide Edip'e haksızlık ettiğimi hissettiğim zamanlardı. Canımın sıkılmasından şikayetçi değilim, mahçup olduğumu belirtmek istedim yalnızca. Bize öğretilen, üslubu hakkında söylenen çoğu kötü yorumun haksız olabileceğini düşünüyorum. Bu can sıkıcı şeyleri ölmek üzere olan kimsenin kiliseye itirafları gibi (İnsanî Komedya etkisi hehe) itiraf ettiğime göre şimdi asıl vedamı edebilirim. Sinekli Bakkal hakkında konuşmayı en çok seveceğim kısımların metafizik hakkında bir olayın/fikrin geçtiği her yer olduğunu sanıyorum. Çünkü bu yerler Doğu-Batı çatışmasını daha iyi anlamamı sağlamanın dışında, annemde, babamda, teyzemde, halalarımda, anneannemde, dedemde, kendimde, kısacası çevremde gördüğüm doğulu kalbin etkinliğini daha iyi anlamamı sağladı. Bunun için teşekkürü borç bilirim. Çünkü bu doğulu kalp zaman-mekan tanımıyor; ilkel, romantik, sıcak bir kızgınlıkla insandan insana bulaşıyor sanki. Öte yanda aklıma hitap eden bir batı felsefesi... Tüm bu çatışmaların göbeğindeki bir coğrafyadaymışım gibi hissettiren her kitabı kucaklamak istiyorum. Sinekli Bakkal da onlardan
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar · Atlas Kitabevi · 198422,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·185 syf.··
2019 2. kitabı
kapsamlı olabileceğini düşünmediğim fikirlerimle ve tüylerimi diken diken eden duygularımla "inceleme" görevleri üstlenebilecek nitelikte bir şey yazabileceğimi düşünmüyor olsam da, belirtmeden geçemeyeceğimi düşündüğüm bir şey var. Ben daha önce bu kadar keskin bir şekilde yenilgiyi hissettiğim bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Belki de denk geldiği anın kimyasıyla bu tepkimeyi vermiştir fakat kalbime yerleşen bu kaskatı duyguyu belirtmek istedim. En belirgin umutsuzlukta dahi değişiveren insan hali, o çabukluk bir sayfa kadar keskindi. Kitaptan içime geçen en yeni duygu/düşünce karmaşıklığı içinde insanların ne kadar alçak olduğunu, ne kadar aciz olduğunu düşünmeden edemiyorum. En olmayacak zamanda en olmayacak umutlarla ayakta kalmaya çalışmaları, bu umutsuzluğa neden olan olayların da kendilerinden başka kimsenin sebep olmaması karşısında fevkalade edilgen hissediyorum bir insan olarak kendimi. Canım bir koyuna da bir tilkiye de neden böylesin diye sorulmaz ki hem..
Son AdaZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200962bin okunma
6/10
·200 syf.··
2018 3. kitabı
Kafamı doğru düzgün hiçbir kitaba veremediğim bir anımda öyle hemencecik elime alıp okumayı istediğimi fark ettiğim bir kitaptı bu. Okudukça da bırakamadım. Dilinin sadeliğinden ve fikirlerden çok olaylara yer verdiğinden olacak, hemencecik de bitiverdi. Okurken çok da keyif aldığım, Ahmet Mithat Efendi'yle arkadaş olmuşum gibi hissettiren bir kitaptı. Bunun için de çok sevinçliyim. Muhakkak ki kitap sayesinde kitaba konu olan alafranga ile alaturka yaşantısı hakkında bilgi edinmiş oldum. Fakat bana kalırsa, Ahmet Mithat Efendi'nin biraz fazla taraf tutmuş olması anlattığı durumları gerçekçi olmaktan uzaklaştırmış. Ona kalırsa bir tarafı seçen mesut, ince, düpdürüst iken diğer taraf bunun tersi olmaya lâyık görülüyor. "İnsan hali bu, anlatılanlar gibi olamaz durumlar." diye düşündüğüm oldu yani çoğu zaman. Bunları bir kenara attığımızda da -kusuruma bakmayın ama- bir konu hakkında daha şikayetim kalıyor: O da kitabın yazılışını kusurlu bulmamdır. Karakterlerin konuşmalarının olay örgüsüne bağlanamama gibi bir durumları var. Daha sonrasında da olay örgüsüne tekrar katılırken göze çarpan hasarlar... Tabii bunları bilge bir bakış açısıyla ortaya koyduğum yok. Ama koymamaktan da geri çekemedim kendimi. Yine de, belirttiğim gibi, nedense çok zevk aldım okumaktan. Ahmet Mithat Efendi'nin arkadaşlığından da çok keyif aldım. "Keşke bir oturup muhabbet edebilsek!" diye geçirdim içimden, araya girdiği zamanların çoğunda. Bir de, bunu söylemezsem haksızlık ettiğimi düşüneceğim, Ahmet Mithat Efendi'nin entelektüel bir altyapıya sahip, eğitimli biri olduğu belli oluyor okurken. Böyle olmasından dolayı yer verdiği sözlerin kitaba daha fazla değer kattığı aşikar. Hatta bazı yerler oldu ki gönlüm de fikrim de canlandı, genişledi. Teşekkürlerimi borç bilirim bu yüzden. Hatta yer
Edebiyat
Felatun Bey ile Rakım EfendiAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 201428,2bin okunma
Puan vermedi·426 syf.··
Beğendi
·
2017 22. kitabı
Sıradan bir zamanda, eğer bu kitaba yapılan incemeleri yeterli bulsaydım, bu yapacağım yorumu haddime sığdıramazdım sahiden. Bundan dolayı yetersizliğimi mazur görün ama bu kitabın üstümde bıraktığı tesiri de yazamadan edemeyeceğim. Kitabın başında bir kapatıp bir açıyordum sayfaları. Anlayamadığımdan mı, olayların ilerleyiş hızından mı sıkılmıştım? Şu an bunu söylemek mümkün değil ama bir şekilde okuyuşum çok yavaştı başlarda. Bırakmayı bile düşünmüştüm kitabı. Şimdi bunu söylemek Peyami Safa Bey'e karşı çok utandırıyor beni. Peyami Safa Bey'i ilk okuyuşum, ben çok sevdim, fikirlerine -özellikle de milliyetçi ve Süleyman ile Orhan'ın gerçekleştirdiği konuşmadakilere- katıldığımı söyleyemem. Buna bir hüküm verebilecek fikirlerimin olduğunu bile söyleyemem. Dahası Peyami Safa'nın içinde bulunduğu zamanların şartlarına göre değerlendirmek gerek diye düşünüyorum. Fakat kitabın baştan sona milliyetçilik gibi ideolojilerden bahsedeceğini düşünerek çok yanılmışım. Vedia ile Orhan'ın sohbetlerinde ruhuma dokunan o kadar fazla şey oldu ki... Ve Vedia'nın bir "garip" hassasiyetine o kadar hayran oldum ki... Sanki ben açıp dünyayı okumuşum, tüm eksik sayfalarıyla, bu kitabın üzerimdeki tesiri işte bunun gibiydi! Abartmıyorum, abartsam dahi. Son hadiselere ne desem eksik, buruk kalır. Bir can vardı Orhan'da Orhan'dan içeri. Kitabın romantik tesirini saymazsak -sayamasak bile- okuyan insanı durup düşündüren çok tarafı var. Ben bulutların yeşil olduğunu bildiği için bile sevebilirim ki bu kitabı, başka ne söyleyebilirim.. Yahu yine aklıma geldi.. "Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş..." Şimdi var mı bilmiyorum.. İclal, susuyor, gidiyor. "Orhan... Orhan Bey nerede?"
Biz İnsanlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20233,739 okunma
Puan vermedi·74 syf.··
Beğendi
·
2017 21. kitabı
"Birey olmasını başaranlara düşman kesilen son toplumlar ve bu toplumların en güçlü temeli olan, çocuklarının hep iyiliğini, gerçekte ise sürekli köleliğini isteyen son aile yapıları yeryüzünden silininceye değin, Kafka'nın Dönüşüm'ü gerçekliğini ve güncelliğini koruyacaktır." demiş Ahmet Cemal. Bana kalırsa çok iyi tanımladığı bu aile yapıları yeryüzünden silininceye değin insanlık silinecek yeryüzünden ya! Neydi o? Nükleer savaşta yeryüzünde tek hamam böcekleri hayatta kalacaktı galiba. Bu devirde ya hamam böceği olacaksın ya da ölü!
Edebiyat
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,5bin okunma