Bronz 4
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 03:13
BEN NE OKUDUMMM Her sayfasında ayrı bir şaşırdım ve sonuna doğru azım açık kaldı.1. ve 2. Kitaptaki çoğu belirsizlikler ortaya çıktı ve aslında hiç birşeyin doğru olmadığını anladım.Doğruyu söylemem gerekirse ilk ve ortalarda aşırı sıkıldım ama böyle hafiften sonlara aşırı heyecanlı bir hal aldı. 2. Kitapta Bronza aşırı sinirlenmiştim ama şimdi 3. kitabı okuyınca kafama oturdu ve ona karşı daha sevgiyle bakabiliyorum.Adam çok iyi çok soğuk kanlı bayılıyorum bu karakterine.Ve ayrıca Bronzun kıskanç halini gördük ayıldım bayıldım o sahnelere. Hisarım canım çok seviyorum onu,kitabın başından sonuna kadar her zaman ki gibi tam bir kıraliçeydi.Sondaki Bronz ve Hisar harareti çok güzeldi kalbime çok dokundu.Ama asılında sonu ayyy çok kötüydü 4. Kitapta nolucak hiç bir fikrim yok umarım düşündüğüm şey olmaz yoksa çok pis ağlarım zaten sondaki olaya ağladım bide düşündüğüm şey olursa gerçekten üzülürüm. Yağızım onudu çok seviyorum aşırı tatlı yanaklarını asırıcam tek derdi annesi,teyzesiii.Sanaç ve yağız sahneleri daha çok görmem lazımm tam baba,oğul gibiler.Keşke Yasmin ve Sanaç artık kavuşabilseee çok üzülüyorum onlara hele bide gerçeği öğrenince… Yani 3. Kitaba bayıldım çok güzeldi,çok daha şaşırtıcı ve heycanlı bir kitaptı bakalım 4. Kitapta nolucak umarım ağlamammm
Duygu ve Düşünce
Bronz 3Özge Naz · Guardian Yayınları · 20241,229 okunma
O odanın içinde, o da onun içinde
Puan vermedi·208 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:01
Bahçıvan bahçe yapar, sonra kendisi de bahçenin bir parçası olur. Döngüde bahçe olarak devam eder, filiz, solucan, kök, çiçek…bahçıvanlık bir defaya mahsus. * Ölüm üzerine okuduğum en güzel eserlerden. Ölümü sunuşu ne büyük trajedi, ne de saygıdan dokunulmazlık atfettiğimiz o hâl var satırlarda. Samimiyet sadece, buram buram. Önce babamın, sonra annemin ölümlerini tekrar tekrar yaşayarak okudum. Burnumun direği çok az yerde sızladı ki istediğim bu. Kaybedilenin acısı zaten sadece küllenmiş ateş ve o küllere her fırsatta yelpaze tutulmasına ihtiyacımız yok. * Felsefe ekollerine atıflar var birkaç yerde, özellikle dikkatimi çekti. Stoacılıktan yapısökümcülüğe kavramları serpiştirmesi içeriği zenginleştiriyor. İyi okur olmayan iyi yazar olamaz işte. * Ölüme giden süreç, ölüm, ve sonrası. Tüm yaşamın kâh gülümseyerek, kâh özlemle, biraz isyanla, biraz merakla sorgulanışı…hepsi elde biraz daha tutma çabası aslında. * Komşu topraklar bize. K ültür benziyor. Baba bir Trakya köylüsü olabilir. Günlük yaşam da benziyor, espriler de, ölümden sonra kırkıncı gün gibi ritüeller de. Bulgar siyasi tarihine de dokunuyor arada, komünizmi eleştiriyor. Belene de geçti bir yerde. * Kolay dil, akıp giden sayfalar, dolu satırlar. Bir babayı en güzel ölümsüzleştirme ve en güzel onurlandırma.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·512 syf.··
2026 18. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 10:19
Leto 3500 yıldır hüküm sürmektedir. Artık insan formunu yitirmiş ve tamamen solucana dönüşmeye yaklaşmıştır. Dune gezegeni artık denizlerin olduğu, ağaçların yeşerdiği bir gezegendir. Hayat baskıcı rejimin altında sıkıcılaşmıştır. Leto'nun despotluğu evrende ve gezegende muhalifler doğurur. Asiler ve Theilaxlılar. Leto'nun neden böyle bir yol seçtiğini anlamak içinse Altın Yolu bilmemiz gerekiyor. ALTIN YOL Leto uzun vadede insanlığın tahmin edilebileceği ve kendi sonunu getirebileceği bir yol görür. Bunun önüne geçmek için Altın Yolu seçer. Bu bir fedadır çünkü bütün insani özelliklerini yitirmiş artık bir solucan formundadır. Bu planın gerçekleşmesi için uzun bir süre yaşamalı ve her şeyi Altın Yol'a göre kontrol etmelidir. Bu doğrultuda melanjı kendi tekeline alır. Dune evreninde baharat güç demektir. Melanjın kontrolü demek aynı zamanda Lonca'nın da kontrolü demektir. Yani galaktik düzeyde yolculuklar yapılamaz. Zaten şu ana kadar hiçbir kitapta böyle bir yolculuk da yapılmamıştı. İnsanların olduğunu gezegenden ayrılamaması ve kısıtlanması Leto'nun baskıcı rejimin ana kaynağı gibi hissedilir. Büyük hanedanları da kontrol eder ve böylece büyük savaşların çıkmasının önüne geçmiş olur. Ancak bunlar sadece ana planın gerçekleşmesi için gerekli koşullardır. Asıl planı kendi kehanetlerinde göremeyeceği bir insan geni kombinlemektir. Bene Gesserit'lerin elinden bu çiftleşme planını devralır. 3500 yıl boyunca süren bu plan Moneo'nun kızı Siona ile başarıya ulaşır. Siona kehanetlerde gözükmeyecek bir gen haritasına sahip Atreides olmuştur. Sonuç olarak Frank Herbert diktatörlüğün kötülüğünü göstermek istemiştir. 3500 yıllık despotluktan sonra oluşan yeni gen haritasıyla bir daha insanlığın hiçbir diktatöre veya lidere sonsuz güven duymaması gerektiğini anlatmayı
Dune Tanrı İmparatoruFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20214,152 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2019 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2019 00:00
@5subatyayinlari n'dan @_.mavicocuk._ Gökalp Atılgan kitabı olan Onikiler'i #okudumbitti #onikiler spritüel içerikli serinin ilk kitabı. İçinde bilim kurgu, fantastik, içsel yolculuklar, sanal illüzyonlar, zaman ve mekan bükülmeleri, astral seyahatler, solucan delikleri, krallar, elfler, kısaca "ben ne okuyorum" dedirtecek kadar herşey var. Spiritüellik birbirine yakın görünse de, farklı anlamlarda yorumlanıyor. -Manevi yaşama odaklanmak ve metaryalist düşüncelerden tamamen uzaklaşmak. -Negatif düşüncelerden arınmış, ruhun iyilik ve güzellikle beslenmiş olması, yaşamın sırrını çözmek. -Tamamen ruhani işlerle uğraşmak. Bu tanımlardan bazıları. Kitabımızda: içinde bulundukları dünyanın maddesel bir illüzyon olduğunu ve sadece yansımalardan oluştuğunu fark ediyorlar. Bu da içsel bir yolculuğa çıkmalarına sebep oluyor. Bu astral seyahatler esnasında yaşanan deneyimlerden oluşuyor konumuz. Tabii fantastik olunca Tanrılar, elfler, karanlıktan gelenler, koruyucular, kurucular da kurguda yerini almış. İçsel yolculuklar esnasında yaşanan tecrübelerden çıkarılan dersler kişisel gelişim kitabı okuyormuşum hissine kapılmama da sebep oldu diyebilirim. Hepsi bir tarafa kitabın ön ve arkasında ki özel imzayı çok sevdiğimi söylemeliyim. Bir kaç alıntı bırakıp keyifli okumalar diliyorum, kitapla kalın... "Yerlerin Göklerin ve ötelerin şahitliğinde.... Var'lığın Yok'luğun ve ötelerin şahitliğinde... Bizlik Bilinci'nin Yüce Meclisi'nin huzurunda... Önce siz vardınız ve şimdi siz varsınız ve sonra siz olacaksınız." "Ya çocuklaştıracağız tüm dünyayı... Ya da kendimizi hiç yaşanmamış sayacağız..." "-Ben nasıl "biz" olurum? -Ben'in içindeki Biz'i, Biz'in içindeki Ben'ini bulduğunda..."
OnikilerGökalp Atılgan · 5 Şubat Yayınevi · 201819 okunma
Puan vermedi·307 syf.··
2019 17. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2019 00:00
"Selam Dünya... Bu insanlar da gerçek değil..." Sözleriyle başlayan bir kitap okudum ama nasıl okuduğumu bilemedim. Savaşın bitmediği bir yerde yaşıyorsanız, başka yerde daha iyi bir gelecek varsa ve siz gidemiyorsanız, çocuklarınızdan ayrılıp onları bilinmezliğe gönderir miydiniz? @go_kitap tan #sürgünçocuklar kitabı çok uzun zamandır elimde, belki sene olmuştur. Dün akşam gözden kaçan ne var ne yok diye bakarken dikkatimi çekti, bir bakayım dedim. Bitti :) Söz konusu çocuklar olduğundan mı, farklı bir giriş yapıldığından mı bilmem ama merak duygusu sayfaları peş peşe hızla çevirmeme neden oldu. Fred adında bir topluluk var kitabımızda. Doğan tüm bebekler onlar tarafından toplanıyor ve evlerinden, yurtlarından uzakta yetiştiriliyor. On iki yıl sonra bir anlaşma yapılıyor ve çocuklar geri evlerine gönderiliyor. Ama hiç bir şey beklendiği gibi olmuyor. Çocukların öz anne babaları gibi değil yetiştirildikleri şekilde davranmaları işleri karıştırıyor. Son derece barışçıl, herkesin birbirine anlayışlı ve sabırlı olduğu bir yerden, savaşın izlerini taşıyan, katı olmak zorunda olan ve geçmişten de gelecekten de korkan insanların arasına karışmak kolay olmasa gerek... Konu önce yüzlerce yıllık kabile savaşlarına dayandığında 'hayır' dedim. Bunca olan şey sadece kabile savaşıyla beslenemez. Çıkış noktası olabilir ama her seferinde ateşlemek için farklı bir şeyler lazım. Önce insanların kalıtsal özelliklerini bahane ederek kandırdılar beni :) Ardından son yüz sayfada işin içine solucan delikleri, kuantum yolculuğu, illüzyonlar girince ben şok. Kapakta o kadar kahverengi gözün arasında neden bir tane yeşil göz olduğunu öğrenince rahatlarım sanıyordum ama olmadı. Büyük bir aksiyonu, gerilimi olmadan, sade bir merakla nasıl böyle bir sona gelindi hayret. Beklemiyordum
Sürgün ÇocuklarMargaret Peterson Haddix · Go! Kitap Yayınları · 2016128 okunma
Puan vermedi·207 syf.·
2026 10. kitabı
Sevmek Mübalağa Sanatıdır abartın deyimi ile Ahmed Arif'in bu kitapta çıtayı ne kadar zirveye taşındığına şahit oldum Ahmed Arif hayatı boyunca bır tek kadını sevmiş ve Kıtap Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e olan sevdasını kaleme alıyor ona yazdıgı mektuplara yer veriyor Ama bu mektuplara cevap olarak leyla Erbil'ın yazdığı mektuplara yer verilmemiş kitapta Ahmed Arif leylâ Erbil evli olmasına rağmen ona olan aşkından vazgeçmiyor Leyla Erbil bu diyaloğu dostluk çizgisinde tutmaya çalışsa da Ahmed Arif tüm yoğunluğu ile içindeki bu sevdayı dıle getırmekten gerı durmuyor. Aslında Ahmed Arif'in sevdasını kaleme alırken şiire dökerken bır yandan da yaşadığı maddı ve manevi zorluklardan bahsediyor Leyla Hanıma sürgün yıllarını üzerinde ki siyasî baskıyı yoksulluğu anlatıyor. O zamanın şartları ile edebiyatı kaleme alır ve toplumun edebiyata olan bakış açısına isyan eder "Bu memlekette, edebiyat adıyla yenen b*kların, işlenen fikir cinayetlerinin hesabını mutlaka sorucaz. Sormak, sormağa yeti kazanmak için de yazmak gerek." Aslında sevdası ile birlikte yürütmüştür yaşam mücadelesini davasını ve bunu tüm içtenliği ile Leyla hanıma aktarmıştır tüm duygularını filtresiz kaleme almıştır. Umudunu dâimâ diri tutan eşsiz bir şairdir Mektuplarında Leyla Erbil'e yazdığı Şu kısımın içtenliği beni mest etti doğrusu Canım Benim, Bilir misin, "canım" dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep. Sevgi, ancak bu kadar güzel kaleme alınabilirdi Mektupları ve şiirleri ile büyülendiğim bir kitaptı son cümleyi de yine bir şiiri ile bitirmek istiyorum Gör, nasıl yeniden yaratılırım, Namuslu, genç ellerinle. Kızlarım, Oğullarım var gelecekte, Herbiri vazgeçilmez cihan parçası. Kaç bin yıllık hasretimin koncası, Gözlerinden,
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,7bin okunma