1000Kitap, kitapların dünyasında kaybolmak, yeni fikirler keşfetmek, okuduklarımızı paylaşmak ve edebiyatla beslenmek için var.
Ne güzel bir hayal..
binlerce insanın kitaplar üzerinden birbirine dokunduğu, düşünceyle kurulan bir bağın olduğu bir mecra...
Ama son zamanlarda burası, kitaplardan çok başka niyetlerle gelenlerin uğrak yeri haline geldi. Okumak yerine "tanışmak" isteyenler, yorum yerine imâlar bırakanlar, kitap yerine kendini pazarlayanlar...
Bu platformun ruhunu seven, gerçekten okuyan, düşünen, sorgulayan insanlar olarak bu gidişattan rahatsızız. Çünkü burası bir izdivaç programı değil. Burası, edebiyatın, felsefenin, düşüncenin buluşma noktası.
Lütfen bu alanı amacına uygun kullanalım. Gerçek okurların sesini bastıran gürültüye değil, kitapların fısıltısına kulak verelim.
Okumak hâlâ devrimdir. Ve biz bu devrimin bir parçası olmak istiyoruz.
Bu memlekette, edebiyat adıyla yenen b*kların, işlenen fikir cinayetlerinin hesabını mutlaka sorucaz. Sormak, sormağa yeti kazanmak için de yazmak gerek.
Sevmek Mübalağa Sanatıdır abartın deyimi ile Ahmed Arif'in bu kitapta çıtayı ne kadar zirveye taşındığına şahit oldum
Ahmed Arif hayatı boyunca bır tek kadını sevmiş ve
Kıtap Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e olan sevdasını kaleme alıyor ona yazdıgı mektuplara yer veriyor
Ama bu mektuplara cevap olarak leyla Erbil'ın yazdığı mektuplara yer verilmemiş kitapta
Ahmed Arif leylâ Erbil evli olmasına rağmen ona olan aşkından vazgeçmiyor
Leyla Erbil bu diyaloğu dostluk çizgisinde tutmaya çalışsa da Ahmed Arif tüm yoğunluğu ile içindeki bu sevdayı dıle getırmekten gerı durmuyor.
Aslında Ahmed Arif'in sevdasını kaleme alırken şiire dökerken bır yandan da yaşadığı maddı ve manevi zorluklardan bahsediyor Leyla Hanıma
sürgün yıllarını üzerinde ki siyasî baskıyı yoksulluğu anlatıyor.
O zamanın şartları ile edebiyatı kaleme alır ve toplumun edebiyata olan bakış açısına isyan eder
"Bu memlekette, edebiyat adıyla yenen b*kların, işlenen fikir cinayetlerinin hesabını mutlaka sorucaz.
Sormak, sormağa yeti kazanmak için de yazmak gerek."
Aslında sevdası ile birlikte yürütmüştür yaşam mücadelesini davasını
ve bunu tüm içtenliği ile Leyla hanıma aktarmıştır tüm duygularını filtresiz kaleme almıştır.
Umudunu dâimâ diri tutan eşsiz bir şairdir
Mektuplarında Leyla Erbil'e yazdığı
Şu kısımın içtenliği beni mest etti doğrusu
Canım Benim, Bilir misin, "canım" dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep.
Sevgi, ancak bu kadar güzel kaleme alınabilirdi
Mektupları ve şiirleri ile büyülendiğim bir kitaptı son cümleyi de yine bir şiiri ile bitirmek istiyorum
Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.