Renksiz bir adamdı, tatsızdı, kokusuzdu ve biçimsizdi, ama yine de vardı ve uzayda bir boşluk doldurduğuna göre bir varlıktı, hem de canlı bir varlık. Nüfus sayımlarında sayıldığına göre bir insan, vergi ödediğine, askerlik yaptığına, ceza gördüğüne göre bir yurttaştı.
Az da olsa
Nasıl mutlu oldum iki yaz,
nasıl mutlu oldum kardeşler.
salkımsöğüt bir, ben iki,
bir üçüncü var mıydı bilmiyorum.
üçüncü vardı elbet,
bir yaban ördeğinin sevincini taşıran,
bir sonbahar gibi köpüren,
temmuza benzese de,
öyle oldum ki anlatamam.
sıcak yaz
solgun bir coğrafya gibi belleğimde
şapkalar, çiçekler, eski elbiseler
geçmişi olan eski elbiseler
denizden çıkan bir ışık
unutulmuş bakımsız arka bahçeler,
öyle oldum ki anlatamam.
her mevsimde sonbaharı taşlayan
bir çocuk nasıl olursa, öyle
belki de bitip tükenmeyen
bir fetih döneminde
atlar nasıl kişnerse
yani durgun bir suyun
erguvandan aldığı renkle
gidip geldim caddelerde
Fatih nerdeydi, Samatya nerde
nerden gidilirdi Üsküdar’a,
düşünüp durdum günlerce