Bir Müslüman nasıl indirilen kitabı okuyup anlamaya çalışırsa, aynı şekilde Allah'ın yarattığı kitabı ve onun içinde bulunan kevni (ontolojik) ayetleri de okuyup anlamaya çalışır. Bizim tarihimizde ne yazık ki, akli ve nakli bilimler ayrımı yapılarak birine öncelik verilmiş ve diğeri zaman içinde ihmal edilmiştir. Oysa bilimde düalizm değil, birlik fikrine sahip olmamız gerekir. Çünkü her iki kitabı da okumak bizi Allah'a ulaştırıyor.
Sömürgecilik, bir çok Afrika ülkesi arasında en çok Cezayir’i değiştirdi ve yıkıma uğrattı. Bu yıkım da en büyük rolü de Avrupalı sömürgeci yerleşimciler oynadı.
Yaklaşık
bin yıllık beraberlik ortamında Türk’lerle Kürt’ler arasında
“Ayrılıkçı” bir sürtüşmenin görülmemesi bugünkü Kürdolog(!)larca hiç garipsenmemektedir. Bilim adamı iddiasındaki bazı kişiler bu uzun tarihi asla araştırmazlar ve mevcut birkaç isyanla kafaları bulandırırlar. Dersim isyanlarını
temel alarak sömürge teorileri üretirler. Her mahalli ayaklanmanın temelinde sömürgecilik yatıyorsa; Konya, Yozgat
ayaklanmaları, Anzavur isyanı ve Çerkez Ethem olayında
da “sömürge teorisi” üretmek gerekecektir. Bu kişilerin ucuz
kahramanlığın bilim adamlığına yakışmadığını bilmeleri gerekir.
"Tache d'huile" (yağ lekesi teorisi)
Sömürgecilik tarihinde hala referans alınan bir yöntem olan bu teori, "pasifikasyon" adı altında, yerel kültür ve inançlara saygı gösteriyor gibi görünerek nüfusu yatıştırmayı, muhalefeti izole etmeyi ve minimum güçle maksimum ekonomik sömürü sağlamayı hedefliyordu.