Bazılarının hayatında işine yaradıkları kadar varsın, Bazılarının hayatlarında, evet dediğin kadar varsın, Bazılarının hayatlarında, itaat ettiğin kadar varsın. İlk hayır dediğinde, İlk sınır çiziminde, İlk hakkını aradığında şaşırırsın o gözünde yücelttiğin insana. Seni bir hareketle nasıl gözden çıkardığına inanamazsın. Önce çok üzülür, sonra onun vefasızlığına öfkelenir ve en son da kendine kızarsın. Kendine kızarsın çünkü; Hak etmemişsindir bunu, Hak etmemişsindir "kendin oldun diye dışlanmayı, hak etmemişsindir seni değersizleştirmesini. Neyse ki böyle birini kaybetmenin bedelini kendini kazanarak tamamlarsın. Bu sayede kendini ihmal ettiğini, Başkasının memnuniyetine esir ettiğini, Kendini onaylanmayla beslediğini fark edersin. Onları affeder, yoluna devam edersin. Onlar, farkında olmadan seni sana kazandırmıştır. Teşekkür et ve hoşçakal diyebilirsin. Unutma ki,
Dostluklar da biter!
Bu yazıyı yazmama vesile olan karakter yoksunu arkadaşıma teşekkürlerimle… Sahi, 15 yıl dile kolay değil mi? Ömrümüzün yarısı kadar birbirimizi tanıyorduk. "En yakın dostumsun," demişti benim için. Ruh bazen fahişedir; ne yaparsan yap düzelmez. Son bir yılda dolaylı olarak beni ahlaksız ilan ettiğinde, aslında ipler çoktan çözülmüştü. Sahi, neydi “ahlak”? Sana göre sadece bir zardı; bana göre ise bir duruş, bir ilke, bazen de bir başkaldırıştı. O gün, yaklaşık bir yıl önce, o evden kafamdan kaynar sular dökülerek çıktığımda bitmişti bizim arkadaşlığımız aslında. Ve sonrasında olanlar, bitenler… Hayatına birini aldığında hep yok saymalar, değersizleştirmeler… Yalnız kaldığında ise ilk çaldığın kapı olmalar… Sahi, tüm köprüleri tertemiz duygularla kuran bendim, değil mi? Aslında senin tarafından uzanan bir köprü falan yoktu. Sözlerin, senin kadar sahte ve buram buram ikiyüzlülük kokuyordu. "Mecburdum," demeyeceğim. Sadece içimdeki iyi insanı el birliğiyle bıçaklamanızdan yorgunum. Kimseye güvenim kalmadı; kimsenin dostluğuna inanacak takatim de… Hepiniz gibi ben de mi plastikleştim yoksa? Naylon hayatlar… Yalnızlaştım sadece, çok yalnızlaştım. Bir koruma psikolojisiydi bu; ikiyüzlü, menfaatçi ve maskeli insanlardan kendimi, ruhumu koruyabilmek için. Psikoloğum, "Hâlâ onunla arkadaşlığını devam ettiriyor musun?" diye sorduğunda, "Evet, o aslında özünde iyi biri," demiştim. Senin ne kadar naylon olduğunu görmemiştim ya da göz ardı etmiştim. Diğer arkadaşlarının arkasından demediğini bırakmadığında bu arkadaşlığı bitirmeliydim belki de. Bu yazıyı sana yazmıyorum; senin gibi karakteri naylon olan insanlara ithaf ediyorum. Hayatında hiçbir zaman mutlu olamayacağını biliyorum. Anca arkadaşını, sevgilini, eşini, aileni kandırmakla geçecek hayatın. Sen hiçbir zaman dürüst
1000Kitap
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
İleti
İletilmeyen son sms hakkımdı. Ruhsuz Adam..
İşte düşleri de gerçeği de öldürecek kadar soluk Ve bir son yazısı kadar sevimsiz gecelik Örttü meselenin üstünü. Yılmaz Erdoğan
Ben en son uyucaktım kendimi reels kaydırırken buldum kdkdkdkd

zozan

@namjoonholic
·
İyi geceler
Son üç haftadır hayatın anlamını ve değerini fazladan sorguluyorum, ancak kendime dair herhangi bir yanıt bulamıyorum. Sanırım düz ve neysen o kişiysen, değer verdiğin şeyler üzerinden yaşadığında bu ‘yarışı’ kaybediyormuşsun gibi hissediyorum.