Arafın ve Sokak Lambalarının Kuşağı: Y
Bizler, dünyanın hem sonuna hem de başına yetişmiş, zamanın tam kırılma çizgisinde duran o tuhaf kuşağız. Çocukluğu masal gibi parıldayan, fakat yetişkinliği bir harabenin gölgesinde kalanlarız.
Ne bir çemberin içine tam anlamıyla sığabildik ne de o çemberi tamamen kırıp dışarı çıkabildik. Hep bir eşikte, hep biraz arafta kaldık.
Çocukken oyunların en güzelini biz oynadık.
Sokak lambaları yanana kadar bitmeyen o telaşsız zamanların, diz kapaklarımızdaki yaraların, samimiyetten örülmüş dostlukların son tanıklarıydık. Düştüğümüz için oyundan ağlayarak çıksak bile, ertesi gün yine oyuna dahildik...
Henüz ekranların ardına gizlenmemiş,
göz göze, diz dize büyüyen son şanslı çocuklardık. Dostluğu da sevgiyi de o tozlu sokaklarda, hesapsızca öğrendik.
Sonra büyüdük. Büyüdükçe dünya soğudu,
ilişkiler biçimsizleşti. Çocukken en güzel arkadaşlıkları kuran bizler, yetişkinliğin en yıpratıcı ilişkileriyle sınandık.
Kimimiz boşandı. Kimimiz, o eski ve temiz bağları hiçbir yerde bulamayacağını anlayınca yalnızlığı bir kale belledi.
Kimimiz ise ne gitmeye cesaret edebildi ne de kalırken iyileşebildi; aynı evin içinde, aynı masada, aynı hayatta, sessiz bir yabancı olarak yaşamaya devam etti.
Biz; geçmişin sıcacık aidiyeti ile bugünün soğuk gerçeği arasında köprü olmaya zorlanmış bir kuşağız. Çocukken en derinden gülen, büyüyünce acıların en koyu olanıyla tanışan o hüzünlü kalabalığız...
Biz Y kuşağıyız. Sokak lambaları yanana kadar oyun oynayan çocuklardık; şimdi ışıkları açık evlerde bile kendimizi ait hissedemeyen yetişkinleriz.
Ceplerimizde çocukluk bilyeleri,
omuzlarımızda yetişkinliğin ağır yükü,
kalbimizde ise hâlâ geç kalmış bir bahar umudu taşıyoruz.
Çünkü biz Y kuşağıyız; Çocukluğumuzun güzelliğiyle avunup, yetişkinliğimizin