Maksim Gorki'nin "Ne kadar az bilirsen o kadar iyi uyursun" sözüyle başlar. Jean-Paul Sartre'a atfedilen "Uyursan gece biter, uyuyamazsan sen" ifadesiyle devam eder.Son olarak Sigmund Freud'a atfedilen "Çok uyumak kaçmaktır, uyuyamamak ise yakalanmak" sözüyle tamamlanır
Hızlı bi duş alacaktım fakat vazgeçtim ve seksi duş aldım. Daha sonra kendi yöntemlerimle seçtiğim karpuzdan iki dilim kestim ve bornozumla karşıma oturttuğum enfes karpuz dilimlerini izlemeye başladım. Marlboro kırmızısı kıvamında renklere ve simsiyah çekirdeğe sahip bir karpuz. Tac mahal beni en son bu kadar etkilemişti. Kötü karpuz seçemiyorum hiçbir şekilde.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ne unutulmaz zamanlar geçiyor, Ağır ağır, biz farkında değilken; Gökler masmavi, yapraklar yemyeşilken... Sen istediğin kadar unutulmaz de; Bu son dakika, bu vakitsiz yağmur... Unutulur azizim, unutulur. Ümit Yaşar Oğuzcan
Benim için bir şeylerin son raddesi hep tepkisizlik olur. En son terkediş..
Son zamanlarda okuduğum en iyi cümle. insan, değer verdiği kişi tarafından aptal yerine konduğunu anladığı anda kandırılmaktan çok kalbinin bu kadar ucuza emanet etmiş olmaktan utanır.
Duygu ve Düşünce
Küçüğüm
Korkuyor musun küçüğüm? Korkun nedir küçüğüm.... bir rüzgarın tenine dokunup hoşnut olduğun, bir kasırgada sığınıp kaçtığın dünya mıdır hayat. Yalınayak kaldın mi sen ? Ayakkabısız demiyorum. Yüreğinden..... Kuşun yaralı kamadını sardın mı hiç küçüğüm? Uçmak isteyipte uçamayan, hayatta kalmak için mücadele eden, son çırpınışına kadar direnen. Uçmak böyle bir şeydir. Göğün mavisine mı aşık sanıyorsun kanat çırpışındaki özlemi. Bir sevda vardır gökyüzünde... önce cilve yaparsın sonra gönlünü bırakırsın deniz suyunun kayalara çarpması gibi. Sen bir kuşun uçarken ki özgürlüğünü, biraz sonra bir avcının sapanı gelecek diye endişeyle uctuğunu mu zannediyorsun. Rüzgardan alır süruklenişini, sevgiden alır özgürlüğünü, gökyüzünden alır sabrını. Şairlere bakma küçüğüm. Onlar hep maviyle aldatır. Beyazla saflaştırır, deniz ile romantikleştirir. Benim rengimin ne olduğunu sorma, bilmelisin. Rengim sen, göğüm sen, rüzgarım sen. Senden sonraki her şey bir varsayımdan ibaret. Yattığın yatak, güzel kokulu saçlarını koyduğun yastık, gördüğün rüya... bir bahanedir sende. Göğsüne koyduğun elin, güzel gözlerinde dökülen yaşlar, hayalini kurduğun ben Ve ya Bunların var olduğunu ve seni sarıp sarmaladığımı hissettiğin an, içindeki huzurlu, mutluluğu, neşeyi.... işte bunlar benden saçlarında bıraktığım buselerin her birinin sendeki gerçeklik tutkusu. Uzandığın yatak mı huzur veriyor yoksa.... Gerçek dedikleri lüks bir villa, koca bir havuz, seninle gelecek olan bir parça dua. Geri kalanı bir başkası yaşayacak ve sen bir dua ile uğurlanacaksın. Evet küçüğüm. Kalbime öpucüğü bırakıp, "senden gitmek istemiyorum" diye haykırışın.... Işte bu da benim mezarım. SouL
Edebiyat