Bir susmak neler söyler?
Olamaz, böyle konuşmaz insan Nedir bu yüz asmak Hele baba bu ne ağır lisan Ne söyler bu susmak Hangi salaya çıkar bu ezan Ölüm kaç basamak En son ümide izin biter Abdest alır babam Yatsı kılınır, yasin biter Anamın yüzü mehtap mehtap Şekli var, hazzı yok Dili var, ağzı yok Anamın özü bitap bitap Anam artık kavram Anamın sözü kitap kitap Eli var nabzı yok
Sayfa 106·Kitabı okuyor
Şiir
John Peter Eckermann
Bugünlerde Goethe ile yaptığım görüşmeler çok verimli geçti, ama ben onun söylediği birçok şeyin önemli olanlarını not alamayacak kadar başka şeylerle meşguldüm. Aşağıda sadece hangi bağlamda, hangi nedenle söylenmiş olduğunu unuttuğum ayrıntıları gündeme not düşmüşüm: "İnsanlar suda yüzerken birbirine çarpan çömlekler gibidir." "Sabahları insan çok akıllı ama aynı zamanda da çok endişeli olur; endişe aynı zamanda akıllılıktır çünkü, her ne kadar edilgen olsa da aptallık endişe bilmez." "İnsan gençlik hatalarını yaşlılığa taşımamalıdır; çünkü yaşlılığın zaten kendine özgü birçok zayıf tarafı vardır." "Sarayda yaşam müzik gibidir, orada herkes nerede durup, nerede çalmak gerektiğini bilmek zorundadır." "Sarayda yaşayanlar zamanlarını seremonilerle doldurmasını bilmeselerdi, sıkıntıdan ölürlerdi herhalde." "Olur olmaz her şeyde, bir prense tahttan feragat etmesini tavsiye etmek iyi bir şey değildir." "Oyuncu yetiştirmek isteyen kişinin sonsuz sabrı olmalı."
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hayatta karşına çıkan her zorluk seni daha güçlü kılmak için vardır.
Ve bir insan, en çok da ruhtan yorulunca dinlenmeye ihtiyaç duyuyormuş.
Endonezya’da yaşayan 4 milyon kişilik Minangkabau anaerkil halkında toprak, miras ve mülkiyet tamamen kadının kontrolündedir ve erkek evlendiğinde kadının hanesine taşınır. Batı medeniyetinin rekabeti, güç deliliğini ve bencil çıkar arayışını kutsayan "erkek hiyerarşisi" karşısında; Minangkabau kültürü işbirliğini, ortak iyiyi ve barışı göklere çıkaran dişil bir matris sürdürmektedir. Bu muazzam nüfus (4 milyon insan), kadının merkezde olduğu toplumların marjinal birer kabile garipliği değil, son derece istikrarlı ve sürdürülebilir kitlesel uygarlık modelleri üretebileceğinin en net editöryal ispatıdır.