Kül Tablasında Biriken Ömür ​Güneş çoktan vazgeçmiş bu sokağın tozundan, Rutubetli duvarlarda nem değil, keder sızıyor. Bir haber gelmiyor artık mazinin enkazından, Kader, ismimi silinmiş mezar taşlarına yazıyor. ​Saatler geri dönmeyi unutmuş, akrep intiharda, Odamda asılı duran gölgeler bile benden yabancı. Umut denilen o kuş, çoktan can vermiş bu darda, İçimde dinmek bilmeyen, garip ve kadim bir sancı. ​Bakma öyle ayakta durduğuma; Ben, çoktan yıkılmış bir binanın son ayakta kalan direğiyim. Ne bir bekleyenim var limanda, ne de gidecek bir rotam, Kendi fırtınasında boğulan, dilsiz bir deniz firağındayım. ​Gözlerimde birikmiş asırlık bir yağmurun ağırlığı, Yutkunuyorum, boğazımda düğümleniyor bütün "keşke"ler. Dünya dediğin; bir körün gördüğü karanlığın darlığı, Sönmüş bir sigara izmariti gibi, fırlatılmışım bir köşeye, bekler... Garp yeli
Şiir
Bir Bilinmezliğin Kayıp Mısralarından
Gün doğarken başlamıştı bu sancı. Dalgacı ve ukala bir tavır takınmıştı. Küçümseyen bakışlarını etrafta gezdirirken, Gözleri bir şeye kilitlenmişti. Takılı kaldığı bir bırakılmışlıktı. Yüzünde sanki bir yas vardı. Bu yası acımasızca, Varlıkların üzerinde öfkeyle gezdiriyordu. Bu bakışların altında, Ezilen varlıklar umutsuzluğa gömülüyordu. Canını yakan bir yanık gibiydi, Yüreğindeki sandığı ama aslında olmayan Bu fark edilmez acı. Son bulmalıydı. Naime toker
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ayan beyan ortada değil mi haykırışlarımız Sancılı olsa da varoluşlarımız Haa ayrılıklarımız Hangi şarkıda, hangi yüz Hangi tebessüm hatırlatmadı ki seni bana Uzağımdaki yakınlığım benim, kaçışlarım hep sana Titreyen kalemimden dökülen mısralarım Başımı yastığa koyduğumda canlanır hatıralarım Olmasa ne olur, ne çıkar Ne kaldı ki sanki yanıma kâr Bir avuç umudu çok gören ey nazlı yâr Sanma ki yüreğimde küllenmiş sevdam, hâlâ yanardağ Kaçtıklarıma yakalandım, hep tek çıkmaz sokağımdın Kimseler bilmedi bendeki hüznün kederini Soluğu kesilmiş yarınlar bıraktım, kendimden kaçtım Tebessüme hep borçlu kaldım O da hiç sormadı bana derdimi Dürüp büksem heceleri Yine de gelirsin bana sormadan geceleri Sevdanın en gizemli, en sitemli hâli Ağzıma almadığım yeminleri çiğnemedim ki Avazımın çıktığı yerde susar Yine sana koşar içimdeki deli Hiç olmak ne demek, hiç... Boğazın düğümlenmesi, nefes alıp da konuşamamak Acılar yarışmaz, bilirim de Sevdanın ben miyim son neferi Ne hacet, kadere değil kırgınlığım Peyderpey eksilen ben miyim Yoksa bendeki sen mi
Şiir
Sana son mektubumu ayağı kırık bir at getirecek; Beni unut, atı da vurman gerekecek.
Şiir
Peki sizin son üç yılınız kaç yıl sürdü?
Bir canım var al senin olsun tam ortasındayım sevdamın sense hep çok uzaklardasın kalbime açtığın derin yaraların al sana uzaklardan son veda hoşçakal güzel insan hoşçakal