Puan vermedi·309 syf.··
2026 18. kitabı
Sessiz Hasta, anlatımı akıcı ve dili sade olduğu için sıkılmadan okunabilecek bir kitap. Hikâye, ünlü bir ressam kadının kocasını yüzüne ateş ederek öldürmesiyle başlıyor. Olaydan sonra kadın psikiyatri kliniğine kaldırılır ama bir daha konuşmaz, tamamen sessizliğe bürünür. Bu gizemli durum, medyanın da ilgisini çeker ve bir psikoterapist bu vakayı özellikle üstlenmek ister. Kadının sessizliğinin ardındaki nedeni çözmek için geçmişini araştırmaya ve onu tanıyanlarla görüşmeye başlar. Terapi süreci ilerledikçe kadın yavaş yavaş tepki vermeye başlar ve psikoterapistin geçmişi ile kesişerek şaşırtıcı bir şekilde son bulur. Genel olarak merak duygusunu diri tutan, akıcı ilerleyen bir psikolojik gerilim.
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,8bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 21. kitabı
Bu kitaptan edebi bir şeyler elde etmek istiyorsanız lütfen okumayınız diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Bu eser hayatın taaa kendisi... Kimsenin yeri ve zamanı gelinceye dek adını ağzına almadığı hastalık ve ölüm gibi kavramlar üzerinden yaşamı bizlere aktarıyor. Bir bir buçuk saat gibi kısa bir sürede okunulabilecek bir eser olmasına rağmen eser üzerinden yapılacak çıkarımlar ve bunların irdelenmesi haftalar boyu sürebilir. Kısaca kitabı ele alacak olursam; eser otobiyografik bir yapıt olarak karşımıza çıkmaktadır. Yazarımızın babasına kanser teşhisi koyulması, babasının son ayları, ölüm süreci ve yas dönemini kitap bizlere anlatmaktadır. Bu anlatı üzerinden de yaşam-ölüm, zaman mefhumu ve insan tabiatı gibi (zihinsel-psikolojik-fiziksel) gibi temalara değinilmekte ve felsefi çıkarımlar yapılmaktadır. Beni etkileyen temel noktalar ise şunlar oldu diyebilirim. Zamanın durması; insana hastalık teşhisi koyulması, doktor raporları, günlük gözlem ve incelemeler derken zamanın adeta takılı kalması buna rağmen hasta insanın günden güne erimesi, bu duruma karşı ise hasta yakınlarının duyduğu derin çaresizlik ve acziyet... (kendi yaşamımda da gözlemlediğim bir durum olduğu için duygu bana yoğun bir biçimde geçti diyebilirim ;(() Kabullenilmişlik ve teselli; eserde yer alan 'Babam bir bahçıvandı şimdi ise bir bahçe' ve 'korkacak bir şey yok' cümleleri durumu bizlere açıklar. İnsanın yaşam ve ölüm döngüsü tıpkı bir tohumun toprakla oluşturduğu döngü gibidir. Onu özel ve farklı kılan durum ise tamamıyla insanın kendi tabiatıdır... Okuyun ve okutturun diyerek sözlerime son veriyorum.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
Reklam
Çarpıcı
10/10
·288 syf.··
2026 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 01:19
Hiroşima’ya atılan atom bombasının ardından yaşananları konu alan kurgusal bir hikâye. Her ne kadar kurgu olsa da, yaşananların gerçekliği ve kitabın etkileyici dili nedeniyle oldukça duygusal bir kitap. Okurken sık sık “insan insana bunu nasıl yapar?” diye düşündürtüyor. Savaşları lanetlemenize neden olan çok güçlü bir anlatımı var. Başkahraman, patlamadan sonra en yakın arkadaşı ve onun küçük kız kardeşiyle birlikte hayatta kalmaya çalışır. Arkadaşının ona emanet ettiği küçük Keiko’yu hayatta tutmak için büyük bir çaba gösterir. Ancak bir noktada küçük çocuğu kaybeder ve tüm aramalarına rağmen onu bulamaz. Aradan yıllar geçse de başkahraman bu kaybın ve suçluluk duygusunun etkisinden kurtulamaz.
Kağıttan Son Turna KuşuKerry Drewery · Genç Timaş Yayınları · 20252,732 okunma
Puan vermedi
11 yaşındaki adam için, dünyaca ünlü şef Anthony Bourdain’in intiharı, yalnızca bir ölüm değil, derin bir hikâyeydi. Bourdain’i tanıyan herkes, otel odasında bornoz ipiyle hayatına son verişinin ardında yatan asıl nedenin, ihanet değil, içindeki o bitmek bilmeyen “sonsuz huzursuzluk” olduğunu düşünüyordu. 11 yaşındaki adam, Bourdain’in hikâyesinden derinden etkilenmişti. Fiziksel benzerlikleri kadar, taşıdıkları yükler de aynıydı. Acaba bu benzerlik, kaderlerine de yansıyacak mıydı? Huzursuzluk, onları aynı sona mı götürecekti? Cesaretle atılan adımların korku imparatorluğunda bir hükmü var mıydı? Narsizm cehenneminden kurtulmak mümkün müydü? Roman bireyin bilinçaltında sıkışmış, travmalarıyla hesaplaşmasını anlatırken, ortaya çıkan yedi başlı canavar, zaman ve kimlik kavramlarını yerle bir ediyor. Karakterlerin ve mekânların isimsizliği, anlatının evrenselliğini güçlendirirken, romanın postmodern yapısı sizi dönüşümün ortağı hâline getirecek. Bu romanı okurken, kendi içinizdeki 11 yaşındaki çocukla göz göze geleceksiniz.
11 Yaşındaki AdamCengiz Karayıldız · İkinci Adam Yayınları · 20257 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 6. kitabı
·
406 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 15:28
Adından ve alt başlığından da anlaşılacağı üzere ağırlıklı olarak dörtlük formunda yazılmış şiirlerden oluşmaktadır. Yazar, eserinde hayatın içinden temaları, bireysel duyguları, hayalleri, doğayı ve kişisel yaşam hikayesinden kesitleri samimi bir dille mısralara dökmektedir.
Bu Rüya SonHanife Çıta · Cinius Yayınları · 202436 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 58. kitabı
Ömer Doruk Koç’un “Suç Mahalli” kitabı, ilk bakışta birbirinden ayrı cinayet dosyalarının çözüldüğü bir polisiye roman gibi görünse de, derinine indikçe bütün vakaların aynı büyük fikre bağlandığı görülüyor: Her suç, yalnızca işlendiği anla açıklanamaz; geçmişte biriken acılar, travmalar, hırslar, suskunluklar ve adalet arayışı o suçu doğuran asıl zemindir. Kitabın bölüm başlıklarında yer alan sözler de bunu destekliyor. “Her suçun faili, geçmişteki başka bir suçun mağdurudur” cümlesi, romanın merkezindeki düşünceyi en net biçimde anlatıyor. Olay örgüsünün merkezinde Başkomiser Kemal Adalı ve yardımcısı Mesut Kara var. Kemal Adalı, yalnızca suçluyu yakalamaya çalışan bir polis değil; olay yerindeki en küçük ayrıntıyı, insanların yüzündeki değişimi, suskunluklarını ve yanlış söyledikleri cümleleri okuyabilen sezgisel bir karakter. Mesut Kara ise hem onun yanında öğrenen hem de olayların insani ağırlığını daha fazla hisseden bir karakter gibi duruyor. Bu ikili sayesinde roman, sadece kanıt takibi üzerinden değil, psikolojik çözümleme üzerinden de ilerliyor. Kitapta Reşat Yıldırım’ın otel odasındaki ölümüyle başlayan ilk vaka, okura şunu gösteriyor: Bir insanın ölümü, onun yaşarken kurduğu bütün sorunlu ilişkileri açığa çıkarabilir. Reşat’ın çevresindeki kişiler; kırgınlıkları, çıkarları, aşkları, kıskançlıkları ve sakladıkları sırlarla olayın içine çekiliyor. Ardından Saffet Akkuş vakasında miras, aile içi hesaplar ve geçmişten gelen tehditler öne çıkıyor. Hilmi Terzi ve Mor Kulübe bağlantısında toplumsal şiddet, kadınların sığındığı alanlar ve korku atmosferi belirginleşiyor. Stadyum cinayetinde ise fanatizm, kalabalık öfkesi ve toplumun kolayca şiddete sürüklenebilen yüzü anlatılıyor. Sonlara doğru “Saat Altı” bölümünde seri cinayet havası güçleniyor; kadın kurbanlar,
Suç MahalliÖmer Doruk Koç · İkinci Adam Yayınları · 20232 okunma
Reklam
Reklam