-Mecdeddin Paşa beni bu konudaki tahkikattan men edebilir mi sanırsın? Bu işte son dereceye kadar çalışmak için onun yardımından ziyade senin yardımına ihtiyacım var. Sen yardımda gayret edersin ya? -Hay hay! Hiç Necmi Sabriciğinden ayrılabilir mi? Padişah başı için yemin ederim ki Köse Necmi'yi ölüme yollayacak ol'san yüz çevirmem. Benim sakalım filanım yok diye sen beni adam yerine koymuyor musun? - Senin saka! dediğin keçide de vardır. Bıyık dediğin kedide de bulunur. insanda ise ben yürek isterim, yürek! Necmi yumruğunu göğsüne vurarak dedi ki: -O da burada vardır Sabri! Hem de Mecdedin Paşa'nın kafasından daha büyüktür!
Edebiyat
Yavru güvercinlerim! Size böyle dememe izin verin! Sevimli, tatlı yüzlerinize baktıkça o güzel, küçük kuşlara ne kadar benzediğinizi düşünüyorum... İşte böyle sevgili yavrularım, söylediklerimi iyice anlayamayacaksınız, çoğu zaman söylediklerim kolay kolay anlaşılmıyor, gene de unutmamaya çalışın; zamanla bana hak vereceksiniz. Şunu bilin ki, hayatımızda en yüce, en güçlü ve faydalı dayanağımız ana baba evinden kalma hatıralarımızdır. Size sık sık terbiyenizden söz açılır; dediğim gibi, güzel, kutsal çocukluğunuzdan kalma bir hatıra terbiyenin en iyisidir. Böyle hatıralardan dağarcığına çokça toplayarak hayat yoluna çıkan insan, bütün ömrüne güvenle bakabilir. Kalbimizde kalan tek bir iyi hatıranın bile bir gün faydasını görebiliriz. Belki zamanla kötüleşir, kötülük etmekten kendimizi alamayız, başkalarının gözyaşlarıyla, Kolya'nın deminki, "Bütün insanlar için ıstırap çekmek isterdim!" gibi sözleriyle kötü kötü alay etmek isteyebiliriz. Gene de ne kadar kötü olsak, Tanrı bizi bundan korusun. İlyuşa'mızı nasıl toprağa verdiğimizi, son günlerini, onu nasıl sevdiğimizi, bu taşın başında toplanarak dostça konuşmamızı hatırlayınca en katı yürekli, en alaycımız bile bu anın iyi, güzel duygularını içinden alaya almaya cesaret edemeyecektir. Hatta belki, bu hatıra onu yapmak istediği bir kötülükten koruyacaktır. Kendini toparlayarak, "O zaman ben de iyi, mert, şerefli bir adamdım..." diyecektir. Sonradan buna içinden gülümseyecek belki, olsun, zararı yok; insan çoğu zaman iyi, temiz şeylerle alay etmek züppeliğinden kendini kurtaramaz. Ama emin olun çocuklar, hemen ardından, "Yo, buna gülmekle doğru etmedim, bununla alay edilmez!" diye kendi kendine geçirecektir içinden. Kolya'nın gözleri parladı. — Evet, doğrudur Karamazov! diye bağırdı. Anlıyorum sizi, Karamazov! Öbür
Sayfa 1023·Kitabı okudu
Reklam
¤¤¤ Oysa yüreğimde cenneti taşıyordum. ¤¤¤
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Güldü. Sonra ise yüzünde aynı tebessümle 'teşekkür ederim,' der gibi bir baş hareketi yapıp yanımdan uzaklaştı. Dimdik yürüyor, ayakları yere son derece sağlam basıyordu. Sanki 'ben buradayım, ben bu dünyaya ayak basıyorum, ben buradan geçiyorum,' deyip hayata kafa tutar gibiydi her adımı.
"Geçen yaz, lise son sınıfa geçmiş, “bilinçlenmiş”, çevremdekileri bilinçlendirmekle “görevli” olarak mahalleye döndüğümde yalıda olan bitenleri benden başka bilmeyen yoktu sanırım. Ancak tüm mahalleli gizli bir suç bağlaşması içindeydi sanki. Ortak suçun, ortak utancın getirdiği suskunluk... Kuşkulu bakışlar... Yabancıya, bilmeyene karşı birleşme... Belki benim de bildiğimi sanıyorlardı ya da bilmediğimi, bilmemem gerektiğini annemden öğrenmişlerdi."
Sayfa 121·Kitabı okudu
Bir çılgınlık anı içindeki bu hareketle, cinayeti işleyen adamın uşağın odasındaki o üç bin rubleyi hemen oracıkta, yatağın altındaki yastığın altında bırakması anlaşılır bir şey. Evet, para orada kalmış olabilir, uşak da bunu paranın kaybolduğunu söyleyerek gizlemiş olabilir. Ama bu, ancak varsayımdır. Görüyorsunuz ya efendiler, ben savcılığın iddiasını çürütmek için değil, tam tersine, onunla uyuşmak için bir varsayımda bulunuyorum: Demek ki bir çılgınlık anı... Neyse, gelelim asıl konumuza. Bu davanın asıl can alıcı noktasına geçmeden önce, bir noktaya daha değinmek istiyorum. Sayın jüri üyeleri, dün mahkemede tam bir dram yaşandı. İvan Karamazov’un mahkemeye getirdiği o üç bin ruble, davanın seyrini değiştirecek nitelikte bir delil gibi sunuldu. Neymiş efendim? Smerdyakov parayı İvan Karamazov’a vermiş, cinayeti de kendisinin işlediğini itiraf etmiş... Bir an için düşünelim: Suçsuz, sanığın ertesi gün mahkeme huzuruna çıkacağını bildiği halde Smerdyakov niçin son mektubunda bize gerçeği olduğu gibi yazmamıştır? Paranın yalnız başına yeterli delil olamayacağı gün gibi açık. Mesela ben ve bu salonda bulunan daha iki kişi bir tesadüfle iki hafta önce bir olay öğrenmiştik: İvan Fyodoroviç Karamazov eyalet merkezine bozdurmak üzere yüzde beş faizli beş bin rublelik iki tahvil göndermiş. Demek istiyorum ki, gerekince istenilen bir parayı bulmak daima mümkündür, getirilen üç bin rublenin de bir çekmeceden mi, yoksa bir zarftan mı alındığı kesin olarak ispat edilemez. Ayrıca, İvan Karamazov dün, gerçek katilden böyle önemli bir açıklamayı duyunca neden hiç telaşlanmıyor? Neden hemen, sıcağı sıcağına haber vermiyor? Sabaha kadar bırakmasının sebebi ne? Bütün bunları açıklamak güç değildir sanırım. Bir haftadır sağlığı iyice bozulmuş, doktorla yakınlarına birtakım hayaller
Sayfa 989·Kitabı okudu
Reklam
Reklam