Ey evladım! Gelinler, damat evine gittiği zaman eline kına yakarlar. Erkekler ise şehadete gittikleri zaman ellerini kan ile boyarlar. Ölümü temenni edip de onu bulamayacağınız vakit gelmeden önce, Gırnata’nın şerefi için savaşın ve onurlu bir şekilde ölün!… dedi.
“Bağrışıp ağlaşmayı, kadınlara ve çocuklara bırakın. Bizler erkekleriz. Kalplerimiz gözyaşı akıtmak için değil, kan damlamak için yaratıldı. Gırnata’yı kurtarmamızın imkânsız olduğunu düşündüğünüzü görüyorum. Fakat asil ruhlar için hâlâ bir alternatif var. O da şerefli bir ölümdür. Hürriyetimizi savunmak ve Gırnata’nın başına gelen felaketlerin intikamını almak için ölelim. Böylece vatanımız evlatlarını, işgalcilerin zincirlerinden ve zulmünden hür olarak büyütecek. Gırnata’nın eşrafı, Gırnata’yı savunmak için ölmekten korktular denilmesinden Allah’a sığınırım, demişti.”
Hristiyan kral bilsin ki; Araplar, savaş atı ve mızrak için doğmuştur. Kılıçlarımıza tamah ettiği zaman onları pahalı olarak alsın! Bana gelince, benim için Gırnata’nın enkazı altındaki kabir -onu savunurken öleceğim yer- din düşmanlarına teslim olma karşılığında alacağımız en muhteşem saraylardan daha hayırlıdır, demişti.