Erkeğin ve kadının Ömrününün son Demi
“Erkeğin ömrünün sonu, başından daha hayırlıdır. Çünkü olgunluğu geri gelir, aklı tamamlanır, iç dünyası güzelleşir ve tecrübeleri tamamlanır. Kadının ise sonu, başından daha zordur; Güzelliği gider, dili sertleşir, rahmi kısırlaşır ve huyu kötüleşir.” El-ʿİḳdü'l-ferîd adlı ünlü ansiklopedik eserin yazarı, Endülüslü âlim, şair ve edip İbn Abdirabbih'tir (ö. 328/940).
Alıntı
Benim Kaç Son Günüm Kaldı.
Roma imparatoru Endülüslü Hadrianus o sabahı yaşamının son sabahı olduğunu anlayınca kendi ruhuna konuştu: Benim küçücük, serseri ve kırılgan ruhum, bedenimin misafiri ve yoldaşı, nereye gideceksin şimdi? hangi loş, sert, çorak yerlere gideceksin? Artık şakalar yapamayacaksın. Aynalar: Neredeyse Evrensel Bir Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Gülme, ağlama, lanetleme, sadece anla.” Spinoza ”Doğada herhangi bir şey bize gülünç, saçma ya da kötü gelirse, bunun nedeni nesneler üstünde yalnızca sınırlı bilgi sahibi olmamızdır, doğanın bir bütün olarak düzeni ve tutarlılığını bilmediğimizdendir; her şeyin kendi aklımızın buyruklarına göre ayarlanmasını istediğimizdendir. Aslında aklımızın kötü dediği şey, evrensel doğanın düzen ve yasaları bakımından kötü değildir. Yalnızca, ayrı olarak düşündüğünüz kendi varlığımızın yasaları bakımından kötüdür. İyi ve kötü sözcükleriyse, tek başlarına ele alındıklarında kesin hiçbir şey anlatmazlar. Çünkü tek ve aynı şey, aynı zamanda hem iyi, hem kötü, hem de hiçbiri olabilir. Sözgelişi müzik üzüntülü kişiye iyi gelir, yas tutanlara kötü, ölüler içinse anlamsızdır.” Aklın halısıyla uçan bir düşünür imiş Spinoza. Senelerdir aval aval bakardım Ethica’sına. Kallavi bir eser ya, şimdiki akla ihtiyaç duyuyor belli ki. Grek şair Callimachus demiş: “Büyük kitaplar her zaman büyük belâdır.” Takdire şayan bir tespit! Spinoza, haddizatında, birtakım merhaleleri geçmeden okunması sıkıntılı olabilecek bir filozof. Panteist olarak algılanıyor mesela. Tabiatı mühim bir yere koyuyor doğru, fakat onun bahsettiği tabiat, bizim anladığımız tabiat mı acaba? Hem yetkin bir Tanrı fikri olan kişi panteist olabilir mi? Bu da üzerinde tartışılması gereken bir soru. “Tanrı’yı bildiğimiz için neden olduğumuz isteklerimizin ve eylemlerimizin hepsini din başlığı altında topluyorum.” demiş. Bana kalırsa panterizm yanlısı biri. Bir panterle karşı karşıya kaldığında ne yapacağını bilenlerden. Tanrı, Spinoza’nın felsefi sisteminin hem başlangıç noktası hem de son noktası gibi. “Var olan her şey Tanrı içinde vardır ve tanrı olmaksızın hiçbir şey ne var olabilir ne de kavranabilir.” diyerek açıklamış.
Melikşah Sezen / Vuslat Dergisi Türkçülük İdeolojisi ve Mâturîdîlik: Bir İdeoloji İstikametinde Mâturîdîliğin Keşf ve İstismarı Ehl-i Sünnet dairesi içinde yer alan kelâm fırkalarının kurucu iki reisinden bir tanesi olan İmam Ebû Mansur Muhammed b. Muhammed b. Mahmûd el-Mâturîdî es-Semerkandî (ö. 333/944) ve ona nispetle anılagelen itikadî mezhebimiz Mâturîdiyye/Mâturîdîlik, geçmişten günümüze genelde Müslümanlar özelde de Ehl-i Sünnet için hayatî önemi haiz olmuş, müntesiplerine yol göstermiş, başta itikâdî alanda mü’minlere rehberlik yapmış isim ve mezheptir. İmam Mâturîdî’yi onun usûlünü tatbik ederek takip eden itikâd imamları da hemen aynı fonksiyonu, İslâm akâidinden taviz vermeden, Ehl-i Sünnet esaslara riayetle sürdürmüşlerdir. Fakat Osmanlı’nın daha doğrusu Müslümanların eski gücünü kaybedip, zamanla Batı karşısında mağlup bir pozisyona evrilmesi, dinî ve felsefî kabuller etrafındaki sorgulama ve şüphelerin günden güne artması, teknik ve teknolojik icraatlarda geri kalınması ve öte yandan da çok uluslu, çok dinli, çok dilli devletlerin yerini tek ırkı, tek dilli ulus devletlere terk etmesi, askerî, iktisadî, siyasî ve dinî buhranları da beraberinde getirmiştir. Fransız ihtilali ve aydınlanma hareketinin tetiklemesiyle domino etkisiyle dağılan ve büyüyen olaylar zinciri, nihayetinde çok ırklı, çok kültürlü, çok dilli devletlerin hâkimiyetleri altında tuttukları ulusların her birinin kendi bekasını, kendi ulus-devletine sahip olmakta gördüğü ve egemenliği, ulus-devletin aslî parçası olan millete tevdi etmekte bulmasını icap ettirdi. Bu yönelim, o günün içtimâî düzenindeki her şeyi âdeta topyekûn değiştirmiştir. Dünyada çapındaki bu büyük değişim ve dönüşümden Osmanlı Devleti de payına düşeni almış ve ne yazık ki bu sürecin akabinde yıkılmıştır. Bu kadîm
1000Kitap
Yahudiler, âhiret yurdunda sadece kendilerinin mutlu olacaklarını ileri sürmelerine rağmen hakikatte insanlar içinde, âhireti düşünmeden dünya hırsına en fazla kapılanların da onlar olduğu ifade edilmektedir. Bu durum tecrübeyle de sabittir. Onun için âyette, “Onlar, insanların yaşamaya en düşkün olanlarıdır” denilmeyip, “Onları, insanların yaşamaya en düşkünü olarak bulursun” buyurulmuştur. İşte iddialarındaki bu samimiyetsizlik nedeniyle 95. âyette yüce Allah onları “zalimler” diye nitelemiştir. Yahudilerin dünya hırsına bu derece kapılmalarının temelinde, iddia ettiklerinin aksine, âhirete imanlarının zayıflığı bulunmaktadır. Esasen Yahudiliğin Hz. Mûsâ’ya nisbet edilen ve Tevrat’ı oluşturan beş kitabında âhiret fikri son derece zayıf ve müphemdir.Nitekim Yahudiliğin buyruklarının Tevrat’ta yer alan bütün yaptırımları dünyevîdir; teşvik ve sakındırmalar dünya hayatıyla ilgilidir. İyilik yapanlar için sıhhat, âfiyet, bolluk, evlât çokluğu, düşmanlara karşı galibiyet ve hâkimiyet; isyan edenler için hastalık, kıtlık, mağlûbiyet, esaret Tevrat’ta sık sık tekrarlanan yaptırımlardır. Ancak daha sonraki dönemlerde, özellikle Hz. Mûsâ’dan yedi asır sonra vuku bulan Bâbil esareti sırasında ve İran kültürünün etkisiyle Yahudilik’te âhiret inancı daha net bir şekilde oluşmaya başlamış; zamanla Hristiyanlık ve İslâmiyet’in de etkisiyle bu inanç, Yahudiliğin belli başlı itikad esaslarından biri haline gelebilmiştir. Bunda, ikisi de İslâm kültürü içinde yetişmiş olan Mısırlı Saadia Gaon ile (Saîd b. Yûsuf el-Feyyûmî) Endülüslü Moşe ben Maimun (Mûsâ İbn Meymûn) isimli ilâhiyatçıların büyük payları olmuştur (geniş bilgi için bk. Yaşar Kutluay, İslâm ve Yahudi Mezhepleri, s. 123-131; ayrıca bk. Cum‘a 62/5-8). Aynı âyette dünyaya aşırı bağlılık konusunda yahudilerle müşrik
İnsan
Coğrafyamızı Adımlarken Hatırda Kalanlar – Taha Kılınç
Seyahat Kumbarası Edinmek..! Seyahat tavsiyesinde bulunduğum muhatapların, çoğu kez öğrenci kardeşlerim oluyor. Yukarıdaki cümleleri benden duyduklarında, "Sen bize seyahat etmeyi öneriyorsun, ama biz öğrenci adamlarız. Burslarımızı bile denkleştiremiyoruz ki kalkıp seyahate çıkalım!" şeklinde itirazlar yükseltiliyorlar. Haklı olarak. Ama ben teslim olmuyorum, onlara ikinci bir tavsiyede bulunuyorum: Seyahat kumbarası edinmek. 40 yaşından Önce Ziyaret Etmesi Gereken 5 Coğrafya..! 1- Kudüs 2- Kahire 3- Balkanlar 4- Endülüs 5- Buhara-Semerkand "İki yılda bir, buralardan birine seyahat" olarak planlasak, 10 yılda tamamlanacak bir hedef bu. Nasıl Gezmeli..! 1- Haritalarla Samimiyeti Artırmak İçin. 2- Görülecek Yerlerin Tarihi Güzelce Okumalı. 3- Sürprizlere ve Anlık Gelişmelere Hazır Olmalı. 4- Coğrafyanın Vereceği Şeylere Önyargısız ve Şartsız Açık Olmalı. 5- Fotoğraf Çekme Çılgınlığına Esir Olmamak da Hayati Derecede Önemli. Harita Bilgisine Dair..! Harita bilgisi çok hayati. Üzerinde konuşacağımız ve fikir yürüteceğimiz coğrafyayı fiziken tanımak, yola çıkmanın da ilk adımı. Ortadoğu veya İslam dünyası hakkında bilgi sahibi olmanın ve yorum yapabilmenin başlangıç noktası, bölgeyi fiziksel açıdan tanımak. Karadağ'da İslam Ve Müslümanlar..! Müslümanların, 645 binlik genel nüfusunun yaklaşık yüzde 20'sini oluşturduğu Karadağ huzurlu ve sakin bir ülke. En azından şimdilik. 21 Mayıs 2006'da düzenlenen referandumla Sırbistan'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Karadağ'da, bağımsızlık yanlısı oy kullanan Müslümanlar, ülkenin siyasi dengesinin de merkezine yerleşmiş. Hükümette altı bakanla temsil edilen Müslümanlara, siyasi arenadaki kritik rolleri nedeniyle "altın azınlık" deniyormuş. Büyük Liderleri "Popüler Kültüre" Kurban Etmek..! Hayatını İslam'a ve onun
1000Kitap