Gezegenin başı dertte ve pek çoğumuz kafamızı sosyal medyaya gömmeyi tercih etmiş durumdayız. Devekuşlarının bu türden bir inkâr biçimine başvurduğunun söylenmesinde olduğu gibi, Silikon Vadisi de inkâra başvurmamız için bize adeta sınırsız malzemeyi nazikçe sağlamıştır. Gelgelelim hiçbir şey sonsuz değildir. Kaynaklarımız ömürlerimiz kadar sınırlı olsa da, farklı hızda tükenirler. E-posta, ağaç kurtardığımıza dair teselli edici bir vehme kapılmamıza neden olur. Fakat e-postaların iletildiği ağlara güç sağlamak için gerekli olan enerji de
çevre katliamı sebebidir. Böylece bir kısır döngüye saplanırız. Dünya moral bozucu, iç karartıcı ve stresli bir yerdir. Dolayısıyla dikkatimizi ondan başka yöne çevirecek şeyler ararız: onunla başa çıkmamızı zaten bunca zorlaştırmış koşulları daha da kötüleştiren şeyler. Yeni medya ya da günümüz yeni medyasını şekillendirip sürdüren iktisadi sistem, kozmik süreklilikten sert bir şekilde koparılıp bireysellik denen kötü sona ulaşmış insan oluşun taşıdığı varoluşsal endişenin ötesinde, fazladan bir kaygı yaratır.
Stiegler'in teknolojiye gönderme yapmak için farmakon sözcüğünü seçmesi de buna dayanır. Yalnızlık ve fazladan kaygı için bir çaredir teknoloji. Fakat sadece belirli (aslında belirli olmayan) bir dozda alındığında. (Heidegger'in "kurtarıcı tehlike"sinin tersine çevrilmesiyle, teknoloji bu kez zararlı kurtarıcı'dır.) Dikkat dağılmasına yönelik iştahımızın sağlıksız olduğuna şüphe yok.