Soner Aydın

Soner Aydın
@soneraydin
yıkılma sakın / Aşkar Dergisi
10/10
·118 syf.··
Beğendi
·
2024 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2024 12:40
İsmet Özel kendi masalım olarak nitelendirdiği kitabı Waldo Sen Neden Burada Değilsin kitabında Paul Cezanne hakkında şöyle bir beyanatta bulunur: “Çoğu kimse ortamın şartlarına uymayı başarı sağlamanın bir gereği saydılar. Oysa ben dikkatle ve titizlikle kendimi başarıyı gidişata bağlayanlardan ayırdım. Hangi çeşidi ile olursa olsun ikbal peşinde zahmete girenleri, gözlerine yüksek saydıkları bir mevki kestirip onun uğruna çırpınanları hep küçümsedim. Küçümsemediğim insanlar elbette vardı. Küçümsemek şöyle dursun, olunursa böyle adam olunur dediğim insanlardı bunlar. Bunlar, Paul Cezanne gibileriydi. Birey olmayı başarmış, Ferdiyetlerine sahip çıkmış, gerçekten “individu” yekpare insanlar… Paul Cezanne sonunda çocukluk ve gençlik arkadaşı Emile Zola’yı “ ikbal avcısı bir kentsoylu” diyerek küçümsemişti. Küçümsemişti, çünkü bu kabil insanlar yaşamanın neye değdiğini herkesten (yani çoğu kimseden) iyi biliyorlardı. Bu insanlar bir insanın hayatını uzatıp kısaltmasının kendi elinde olmadığını çok iyi biliyorlardı. Bu insanlar bir insanın kendi elinde hayatını genişletip daraltma gücünü tutmadığını da biliyorlardı. En çok bildikleri şuydu ki bir insan sadece bir bakımdan kendi hayatına şekil verebilir: insanın elinde ya derin veya sığ bir hayata sahip çıkmaktan başka bir erk yoktur.” (s.113-114) Bu kitap Emile Bernard’ın, Paul Cezanne’nin öğrencisi ve dostu olarak O’na dair izlenimlerini bir hatırat ve mektup şeklinde ele alıyor. Bu tanıklıklarda Matisse tarafından modern resmin “Baba-Tanrı”sı olarak nitelenen Cezanne’yi sığ sulardan, gündelik dedikodulardan, piyasanın (sosyal medya da denilenilir) heyulasından çekilip Aix’e bağlı bir köydeki harabesinde yalnızca işiyle ve işini en iyi şekilde ortaya koymakla meşgul bir bilge olarak görürüz. Medyadan ve ikbal peşinde
Cezanne Üzerine AnılarEmile Bernard · İmge Kitabevi Yayınları · 200116 okunma
Reklam
8/10
·191 syf.··
Beğendi
·
2023 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2023 14:57
Daima okumak için farklı etkenlerin bir araya geleceği övgü dolu zamanlara bıraktığımız kitaplar vardır. Bu da onlardan biriydi. Coşkuyla Ölmek onu okumadan önce hakkında söylenmiş tüm övgüleri hak eden bir eser. Dört bölüme ayrılmış. Dil ve üslup bakımından yüzyılımızda çıtayı bir hayli yükseltiyor. Özellikle ilk bölüm yalnızca Tanpınar’dan bekleyeceğimiz yetkinlikte bir anlatıma sahipti. Yazarın anlattığı hikayeye dair literatür bilgisi, farklı bakış açılarını kullanmadaki uzmanlığı, fakat en önemlisi anlatmaya dair heves ve enerjisi bu eseri öne çıkaran etmenler olarak söylenebilir. Ne anlatıldığından ziyade nasıl anlatıldığının öne çıktığı günümüz dünyasında bir kitabın konusundan bahsetmek beyhudedir. Biliriz ki yazar usta bir hikaye anlatıcıysa neyden bahsederse bahsetsin kendini dinletecektir. O yüzden bu kitabın konusuna değinmeyeceğim. Şule Gürbüz kendini dinletiyor. İşte bu kadar.
Coşkuyla ÖlmekŞule Gürbüz · İletişim Yayınevi · 20213,108 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2023 21. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2023 21:01
Ağaçlar kitabın isminden de anlaşılacağı üzere öznenin ağaçlar olduğu şiir, hikaye ve deneme diyebileceğimiz metinlerden oluşuyor. Hermann Hesse ‘nin farklı eserlerinde yer alan farklı türlerdeki metinleri naturalist ögeler gözetilerek bir araya getirilmiş. Kitapta ayrıca özenle tasarlanmış çizimler mevcut. Büyükler için yazılmış bir çocuk kitabını andırıyor bu tasarımıyla. Durgun, dingin ve sakin bir anlatıma sahip. Hesse’yi ilk kez okuyacaklar için iyi bir başlangıç sayılmaz. Şeftali Ağacı kitabına adını veren öykü de bu eserde kendine yer bulmuş. Şeftali Ağacı tekrar tekrar okunası bir metin. Keyifli okumalar.
AğaçlarHermann Hesse · Kolektif Kitap · 20195,1bin okunma
Biz Mustafa Çiftçi’yi Niçin Bu Kadar Sevdik?
10/10
·160 syf.··
2021 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2021 11:53
Bozkırda Altmışaltı yazarının bile aşamadığı 7 hikâyenin bir araya geldiği bir öykü kitabı. Yazarının bile aşamadığı bir öykü kitabı sözünü Ah Mercimeğim kitabını okuyunca anlıyorsunuz. Peki biz Mustafa Çiftçi’yi niçin bu kadar sevdik? Belki de buna verilecek doyurucu bir cevap bizi kitaba daha fazla yaklaştıracaktır. Mustafa Çiftçi Yozgatlı bir yazar. Anadolunun bağrı denince ilk akla gelen yerlerden. Yaş itibariyle günümüz genç öykücülerinden daha fazla şey görüp geçirmiş birisi. Tükenen köy yaşantısına, yokluğa, sefalete, trajikomik halimize ve son elli yıldaki dönüşüme yakından şahit olan yazarın öyküleri V. Woolf’un deyimiyle “yoldan geçen bir ayna” misali bize bizi -belki bizden öncekileri- yansıtıyor. Öyküler olayı romantizm ve duygu selinde boğmadan bir derenin akışı gibi ilerliyor. Anlatılan şeyler müstakil bir roman malzemesi kadar olay sunsa da yazar bunları rafine halinde okura ileterek kitabı doyurucu kılmış. Genç bir yazarın elinde bu cevher birden fazla kitaba bölünebilirdi. Ama böylesi daha akıllıca. Çünkü hatırlanmak böylesi yoğun etkilenimler sonucu ve genelde tek kitap tek öykü tek şarkı üzerinden gerçekleşiyor. Mustafa Çiftçi de sanırım Bozkırda Altmışaltı ile hatırlanacak. Okuyun efendim. Pişman olmayacaksınız.
Edebiyat
Bozkırda AltmışaltıMustafa Çiftci · İletişim Yayıncılık · 20141,756 okunma
SAİT FAİK TEDRİSATI
7/10
·102 syf.··
2021 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2021 15:49
Bu kitap için popüler olan olumsuz inceleme yazısı çoğu kimseyi şaşırtmış olabilir. Beni şaşırtmadı. Çünkü bilinen bir şeydir ki nicel artış niteliği zayıflatır. Havuz büyüdükçe marifet sahiplerini ayırt zorlaşır. İdeolojik yapının temelinde de bu vardır. Herkes konuşabilir, görüş belirtebilir. Doğru yanlış mühim değil. Bu dezavantajdır. Fakat aynı zamanda kimin neyi beğendiğinden, takip ettiğinden oluşan muazzam bir elek meydana gelir. Bu noktada dezavantaj biter avantaj kısmı başlar. İnsan tanımak onunla temas etmeye gerek duymadan sağlanmış olur. İşiniz kolaylaşır. Beni şaşırtmadı dedim ancak ben onları şaşırtacağım. Zira Türk Edebiyatının en iyi hikaye yazarlarından biri olmasının yanı sıra Türk öykücülüğünün öncü ismi Sait Faik için lügatinde bin kelime olmayan gençlerin etkileşim uğruna ağızlarını yaya yaya konuşmalarından hallice inceleme paylaşması... Tek kelime ile komik. Son Kuşlar, benim için Mahalle Kahvesi’nden sonra içerisinde hala aşılamamış hikayeler barındıran bir şaheserdir. Özellikle Haritada Bir Nokta, Pay, Dondurmacı Çırağı öyküleriyle Sait Faik hayatı en sahici yönleriyle kağıda aksettirebilmeyi başarmış “Korentli Bir Hikaye ve Kırlangıç Yuvasındaki Kadın” öyküleriyle kendi tekniğinin sınırları dışına çıkarak türün genişlemesine imkân tanımıştır. Hikâyelerin yazıldığı dönem Türkçesi göz önüne alındığında berrak ve yalın bir dil kullanıldığı anlaşılır. Balıkçılık, adalar ve İstanbul hayatına dair fikri olmayan kimseler için -bir günde bitirdikleri Beyza Alkoç kitaplarına kıyasla- ağır ilerler Sait Faik öyküleri. Tam bu noktada Sait Faik tedrisatı başlar. Ağır ilerler, okuru zorlar, dikkat ister, zihin ve kelime dünyasını genişletir. Nihayetinde kitap bitirmenin havasına değil “nasıl bir kitap okuduğumu en iyi şekilde anlatabilmek isterdim”
1000Kitap
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Yapı Kredi Yayınları · 201017bin okunma
Reklam