İsmet Özel kendi masalım olarak nitelendirdiği kitabı Waldo Sen Neden Burada Değilsin kitabında Paul Cezanne hakkında şöyle bir beyanatta bulunur:
“Çoğu kimse ortamın şartlarına uymayı başarı sağlamanın bir gereği saydılar. Oysa ben dikkatle ve titizlikle kendimi başarıyı gidişata bağlayanlardan ayırdım. Hangi çeşidi ile olursa olsun ikbal peşinde zahmete girenleri, gözlerine yüksek saydıkları bir mevki kestirip onun uğruna çırpınanları hep küçümsedim. Küçümsemediğim insanlar elbette vardı. Küçümsemek şöyle dursun, olunursa böyle adam olunur dediğim insanlardı bunlar. Bunlar, Paul Cezanne gibileriydi. Birey olmayı başarmış, Ferdiyetlerine sahip çıkmış, gerçekten “individu” yekpare insanlar… Paul Cezanne sonunda çocukluk ve gençlik arkadaşı Emile Zola’yı “ ikbal avcısı bir kentsoylu” diyerek küçümsemişti. Küçümsemişti, çünkü bu kabil insanlar yaşamanın neye değdiğini herkesten (yani çoğu kimseden) iyi biliyorlardı. Bu insanlar bir insanın hayatını uzatıp kısaltmasının kendi elinde olmadığını çok iyi biliyorlardı. Bu insanlar bir insanın kendi elinde hayatını genişletip daraltma gücünü tutmadığını da biliyorlardı. En çok bildikleri şuydu ki bir insan sadece bir bakımdan kendi hayatına şekil verebilir: insanın elinde ya derin veya sığ bir hayata sahip çıkmaktan başka bir erk yoktur.” (s.113-114)
Bu kitap Emile Bernard’ın, Paul Cezanne’nin öğrencisi ve dostu olarak O’na dair izlenimlerini bir hatırat ve mektup şeklinde ele alıyor. Bu tanıklıklarda Matisse tarafından modern resmin “Baba-Tanrı”sı olarak nitelenen Cezanne’yi sığ sulardan, gündelik dedikodulardan, piyasanın (sosyal medya da denilenilir) heyulasından çekilip Aix’e bağlı bir köydeki harabesinde yalnızca işiyle ve işini en iyi şekilde ortaya koymakla meşgul bir bilge olarak görürüz. Medyadan ve ikbal peşinde