Eser,evvelinde baş muallim Zehra Hanımın hayatından bahseder. İşinde başarılı,sadece mekteple kalmayıp talebelerine,kasabadaki halka faydalı olmak için çalışan,gayret gösteren bir hanımdır.
Akabinde,babası Mürşit efendinin hayatına değinir. Babasının yazmış olduğu hatıra defterini okumasıyla aslında bildiği doğruların yalnış olduğunu okuyarak idrak eder,lakin olay hiç beklemediği hazin bir sonla neticelenir.Bir ön yargının kişiyi hiç istemediği geri dönüşü olmayan bir yola sevkettiğinden bahseder.
Bu romanda şu çıkarımda bulunmak istiyorum. Kişi kiminle husumet,istenmeyen bir olay yaşarsa yaşasın, karşılıklı iki kişinin dinlenmesi gerektiğini,bu anne,baba,eş,dost,akraba olsun,iki tarafın dinlenilip öylece hareket edilmesi gerektiği kanaatindeyim...
Osmanlıca kavramlara değinilmiş ve kitabın alt kısmına dipnot olarak açıklamaların olması gayet güzeldi...