Açıkçası alırken ve başlarken çok isteyerek ve çok heyecanlanarak başladım. Bitirmem de ne yazık ki uzun zamanımı aldı ama nihayet bitti :) hepimizin bir günde rahatlıkla bitirebildiği kitaplar vardır. Bu öyle bir kitap değil. İçeriği naif konusu sakin etkisi bir sonbahar gününde hafif ruzgarin estigi balkonunda ne mutlu ne mutsuz notr şekilde oturduğunda verdiği etkiyi veriyor. Beğenmedim diyemem ama bayılmadım. Sonunun da zayıf kaldığını düşünüyorum.
"ELMA CADISI PETRONELLA 4"
"Başarıya giden yollar her zaman o kadar kolay olmuyor. Bazen farklı yollar denemek gerekiyor."
Elma Cadısı Petronella serisinin dördüncü kitabı; Pastakreması ailesiyle birlikte yepyeni bir maceraya eşlik ediyoruz.
Hızla sonbahara hazırlanırken, gizemli bir ziyaretçi değirmen evine kötü bir haber getirmesiyle başlıyor her şey.
Bu kez işler hiç de iç açıcı değil. Çünkü değirmen evi satılıyor!
Bu haberi duyan Petronella, Luis, Lea ve elma adamlar büyük bir şok yaşıyor. Sevimli değirmen evleri artık onların değil mi?
Peki ya kötü fırıncı Kabasurat?
Kabasurat, değirmen evini satın alıp yıkmayı planlıyor! Kendi iş planlarını yaparken, Pastakreması ailesi tüm güçleriyle değirmen evini korumaya çalışıyor.
Bunun üzerine ikizler hemen Petronella’dan yardım istiyor. Petronella, ikizler ve elma adamlar, tüm güçleri ve zekâlarıyla değirmen evini korumak, Pastakreması ailesinin yuvasını kaybetmesini engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Ama işler elbette hiç kolay ilerlemiyor. Çünkü Kabasurat’ın da boş durmaya hiç niyeti yok. Onun da kendi sinsi planları var.
Acaba kim galip gelecek?
Değirmen evini kaybetme korkusu var evet… Ama Petronella ve arkadaşları pes etmiyor. Kitap, umudun ve sevginin sımsıcak bir hikâyesiyle bizleri kucaklıyor.
· Petronella – Elma cadımız yine cesur ve yaratıcı
· Luis ve Lea – Sadık dostlar
· Elma adamlar – Onlar olmadan macera tamamlanmaz ki!
· Kabasurat – Yine planlar peşinde, yine kötü fırıncımız
Her kitapta bambaşka bir olayın olması, sürekli yeni bir şeylerin gelişmesi, heyecanımı dipdiri tuttu. Hiçbir kitapta "Aa bu olayı daha önce de görmüştük" dediğimiz bir tekrara rastlamadım. Yazar, her seferinde farklı bir macera sunmayı başarıyor.
Hikâyede küçük cadının başına gelenler genelde kendi yaptığı bir şeyin
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bugünkü kitabımız :
Sıla Subaşı'nın kaleminden dökülen Hatırladığım Sonbahar.....
Yazarın okuduğum ikinci kitabı.Size tavsiyem kitabı bir solukta ta okuyup bitirmeniz.Gerçi isteseniz de kitabı elinizden bırakamayacaksınız. Sade, duygusal bir o kadar da akıcı bir dil ile yazılmış bu eserin özellikle sonunu çok beğeneceksiniz.
Huzur evlerinde kalan insanların kısa kısa hayatlarını okurken kendinizde mutlaka bir şeyler göreceksiniz. Ayrıca bölüm başlarında ki güzel ve anlamlı sözler kitabı daha da değerli kılıyor.
'Modern Tutiname ': UZAKLARIN ŞARKISI kitap incelemesi:
Yazar: Kaan Murat Yanık
Boğaziçi kitap kulübü 'Okur Yazar Buluşmaları' etkinliklerimiz kapsamında görevli olduğum Şiir Müzesi'nde ikinci olarak yazar Kaan Murat'ı Yanık'ı ağırladık.
Aslında muhitimizin güzide okullarından bir ilkokulun kitap okuma grubuna bizler de ev sahipliği yapmaya çalışarak yine kardeş kulüp dayanışması yaşamış olduk. Tüm üyelerin, kitap kurtlarının ilgisine sağlık.
KONU: Hayatın önceki dönemlerinde acılar yaşamış roman yazma hayali ile yanıp tutuşan bir Bünyamin karakteri var günün birinde Kars'a gider ve uzlet'e çekilir yalnız kalmak ister bu süreçte o yörenin insanları ile kurmuş olduğu ilişkiler sonucunda ilginç olaylarla karşılaşır kitabın seyri asıl buradan sonra başlar. Hint ve Doğu ezgileri motifleri fantastik karakterler hayal ve halüsinasyonlar rüyalar insanı sorgulatır.
Gabriel Garcia Marquez’in başlattığı büyülü gerçekçilik akımını yansımalarını fazlasıyla gördüğümüz bu romanda belki yazar için yerli Marquez diyebiliriz. Binbir Gece masalları gibi bir kurgusu var çünkü öte yandan Türk yazarlardan da etkilenmiş Gulyabani ya da evrensel, yazarlar Koku, Yüzyıllık Yalnızlık gibi... Bu noktadan sonra roman karakterimiz Besti Nineyle karşılaşır ve bu noktada sonra roman daha akıcı hale gelir ve ninenin gizemli evinde 260 yaşında bembeyaz tüylü bir papağan çıkar adı Zencefildir. Yaşlı ve bilge bu papağan, büyülü gerçekçiliği kapılarını aralar. Binbir Gece masalları tadında diyebileceğimiz bir dünyanın içine bizi sokar.
Papağan Zencefil ve Gül badem karakteri Hindistan Yeni delhi'den İstanbul'a sürgüne giderler. Dolayısıyla 18. yüzyıl Osmanlı'daki Lale devri'ni ve İstanbul'un günlük hayatını insanlarını eserde görürüz.Şarkılara da metaforik göndermeler atıflar yapılır sessiz gemi
Uzakların ŞarkısıKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20234,796 okunma
Daha önce de okuyup beğendiğim bir yazar Kamil Erdem. Öyküleri insanı yakalıyor. Bu nedenle O Sonbahar, O Kış öykülerini de alıp okudum. Ama diğer öykülerinin tadını bulamadım..
Rüveyda Şener'in ikinci kitabı Kabuğun altındaki. Edebiyat dünyasında Dilsizler Bandosu eseriyle ismini duyuran yazar, yeni kitabını bu güçlü kökler üzerinde büyütüyor. İnsanların da ağaçlar gibi tutunacak bir vatan aradığı, gövdesine kazınan isimlerle yaralandığı, her sonbahar kaybedip her bahar yeniden doğduğu gerçeğini Kabuğun Altındaki 16 güçlü öyküyle dillendiriyor. Zahmetsizce oluşturulduğunu düşündüren sağlam kurgular, bir yerlerden aşina olduğumuz karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. Eseri okurken Türkçenin parıltısıyla gözlerimiz kamaşıyor. Usta bir şoför gibi kullandığı kelimeler hikayeye istikâmet kazandırıyor. Dileriz bu velud kalem uzun yıllar yazmaya devam eder. Kabuğun Altındaki her yara ölümcül olmayabilir, yaşamak için sadece fedakarlık yapmak gerek diyerek,16 öyküyü içine alan Kabuğun Altındaki kitabının ilk öyküsü olan
Bir Adım Öne'ye geçiyoruz. "Soluk soluğa uyandığı nice uykunun celladı, rahat bir vicdanınsa yargıcı olmuştu." Gaflet anları, insanın boynuna yağlı bir urgan gibi geçer ve unutmaya çalıştığı her an, her köşebaşında insanı yakalar. Öyküde de yer tutucu gencin aklında sadece baklava desenli atkıyla yer tutan bir ölü vardır. Bir gün çıkıp gelir ve katiline hesap sorar. Yazarın paylaştığı epigraftaki gibi zaman ölüleri gömer ve ansızın önünüze atacağı anahtarı kendinde saklar.
Kumda Aslan Pençeleri; grafoloji denilen el yazısı üzerinden kişilikleri okuma ilmine yönelik, şizofreni özelliği gösteren bir ruhun hezeyanlarını ele alıyor. Yazarın psikolojik danışman olması karakterin paranoid hayallerinin anlatımını güçlü kılarken çağımız insanına da ayna tutuyor. Diploma, kurs, eğitim, kamp, etkinlik peşinde koşan buna rağmen arzu ettiği yaşama kavuşamayan modern insan çıkmazlarına... Üstelik belgeler çoğalsa da elalemin ilk basamağı