Ah Martin Ah!
Yönetmiş olduğum kitap kulübümde, 11. kitap buluşmamız Jack London'ın 'Martin Eden' adlı kitabı oldu. Yine kendimizden çokça şeyler bulduğumuz bir kitaptı. Eserde alt sınıftan gelen bir denizciyi canlandıran baş karakter Martin'in kendinden üst sınıfa ait Ruth'la bir rastlantı sonucu tanışması ve hayatının tamamen değişmesi kendini evriltmesi, eğitmesi ve ünlü bir yazar oluşuma kadar geçen süreci anlatıyor. (Aslında Martin; kendisinin yazarı J.London'dır. Kendi hayatından çok fazla kesit var ünlü bir ekolog olan London bütün romanlarında çevre bilincini zaten işleyen ilk çevreci aktivistlerden. Doğa ve savaş foto muhabirliği yapmış, Güney Pasifik yolculuğu, Rus Japon savaşı, 1906 San Francisco depremi, dahil 12 binden fazla fotoğraf çekmiştir. Eserin kapağındaki de yazarın ta kendisidir). Yazar bireysel başarıyı ararken toplumdaki yozlaşma ile yüzleşen bir bireyi anlatıyor o dönemin Amerika'sının sosyal yapısı olan 1900' lü yıllar, hızlı sanayileşme derin sınıf çatışmaları, vahşi kapitalizm, sınıf eşitsizliği ve büyük toplumsal dönüşümlerin yaşandığı ağır çalışma koşulları, çocuk işçiliğinin olduğu bir süreçti. Bu dönemde Martin; kişilik olarak 'lümpen' bir karaktere sahip, toplumsal sınıf bilinci olmayan yoksul, toplumun serseri dediği takımdan hayatına başlıyor. Tipik Yeşilçam filmi diyebiliriz. Zengin kız fakir oğlan gibi. Ezilen sınıftan gelen Martin için Ruth, (edebiyat mezunu sevgilisi) bir melek gibidir. Martin'in aşkı içindeki potansiyeli kendini geliştirme yönünde çıkarsa da Ruth'a ulaşamaz. Tam orada hayalini kurduğu her şeye aslında kavuşur (London'ın hayatı gibi okulları hep dışarıdan bitirir. Red yiyen tüm yazıları artık kabul görmüştür ve artık ünlü bir yazardır.)
fakat asıl iş buradadır ve Martin meşhur olunca tüm çevresindekilerin,