1940 yılında bir çadırda, çatlamış bir elle yazılmış bir roman.
Ana karakterlerimiz Raif Bey ve Kürk Mantolu Madonna olarak bildiğimiz Maria.
Raif Bey insanların gözünde; dünyadan uzak, yaşamında mana bulunamayan, robotlaşmış, tepkisiz, ifadesiz, ruhsuz bir adam.
Kürk Mantolu Madonna esasen Maria' nın bir resmidir sadece.
Maria; topluma ve erkeklere kızgındır, kadın olduğu yerden vurulmaya kırgındır. Fakat gariptir ki tüm farkındalığına ve yaşanmışlığına rağmen bir pavyonda şarkı söylemektedir. Nedenini de dolaylı yollardan bize çok güzel anlatmıştır.
Bir tarafta erkekleri hatta hemcinslerini bile tek
tip ve ruhsuz gören Maria, öbür tarafta hayatı boyunca kimseye kendini açmamış Raif Bey.
Okuyan herkesin kendinden bir şeyler bulacağına inandığım, vurucu tespitler ve sorgular..
Bence her aşık, her kalbi kırık, her kafası karışık, her yorgun, her umutlu okumalı. Herkes okumalı.
Raif Bey (sayfa 181) her ne kadar " Hayat ancak bir kere oynanan kumardır, ben onu kaybettim." dese de kazandıklarına da bir bakmak için baş ucu kitabı olmalı. Akan, yormayan, iç döküyor gibi hissetiren, yüreği genişleten türden.
"Bir insan, bir insana elbet yeterdi" diyen Raif, sonrasında, "O benim için bütün insanlığın timsaliydi." diyecek ve bu iki cümle arası onlarca duygu bizi bir sarı duvara gülümsetecek.