İpek Sönmez

İpek Sönmez
@sonmezipek
Antıochıa
102 okur puanı
Ekim 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
İnsanın kendine yaptığını, başka kimse yapamaz.
6/10
·256 syf.··
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 23:28
Ömer ve Macide' nin romantik ilişkisi üzerinden hemen hemen her konu eleştirilmiş. Sanat, eğitim, kadın-erkek ilişkisi, ekonomi.. Her insanın; hata ve eksikliklerine karşı bahaneleri, sebepleri vardır ve buna "Şeytana Uymak" diye bir kılıf bulunmuştur. Öyle ki ana karakterimiz Ömer; kendini ve insanlığı şu çarpıcı sözlerle eleştirip, uyandırmak istemiştir: "İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir. Ben de bu fena cevher fazla miktarda mevcutmuş. Belki herkeste var. Fakat insan olan onu söküp atmasını, yahut boğmasını biliyor. Dokunmadan bırakmak bir gün başını kaldırmasına meydan vermek olur." Tembelliğini, eksikliğini, hatasını inatla görmek istemeyişi ana karakterimiz Ömer'e hayatının aşkını da kaybettirecek ve geçen zamanda otuz yaşında hiçbir şeysiz ve hiçkimsesiz kalacaktır. Kullanılmayan aklın bile işlevini kaybedeceğini, geçen zamanın kıymetini yine şu esef dolu sözlerle anlatıyor: Bir gün, belki 10 sene önce oluyor, bir hocam bana "Zekanı mirasyedi gibi harcıyorsun." demişti. Doğru. Zekamı har vurup harman savurdum ve nihayet iflas ettim hiçbir şeyim kalmadı, ben zekayı radyum gibi bitip tükenmez bir cevher sanıyordum onun insan eliyle yetişip gelişen bir şey olduğunu düşünmüyordum. Ne aşk, ne akıl, ne dost, ne aile ihmale gelmez.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tabiatında insan sevgisi olmayanlar nasıl yaşar?
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 03:35
1940 yılında bir çadırda, çatlamış bir elle yazılmış bir roman. Ana karakterlerimiz Raif Bey ve Kürk Mantolu Madonna olarak bildiğimiz Maria. Raif Bey insanların gözünde; dünyadan uzak, yaşamında mana bulunamayan, robotlaşmış, tepkisiz, ifadesiz, ruhsuz bir adam. Kürk Mantolu Madonna esasen Maria' nın bir resmidir sadece. Maria; topluma ve erkeklere kızgındır, kadın olduğu yerden vurulmaya kırgındır. Fakat gariptir ki tüm farkındalığına ve yaşanmışlığına rağmen bir pavyonda şarkı söylemektedir. Nedenini de dolaylı yollardan bize çok güzel anlatmıştır. Bir tarafta erkekleri hatta hemcinslerini bile tek tip ve ruhsuz gören Maria, öbür tarafta hayatı boyunca kimseye kendini açmamış Raif Bey. Okuyan herkesin kendinden bir şeyler bulacağına inandığım, vurucu tespitler ve sorgular.. Bence her aşık, her kalbi kırık, her kafası karışık, her yorgun, her umutlu okumalı. Herkes okumalı. Raif Bey (sayfa 181) her ne kadar " Hayat ancak bir kere oynanan kumardır, ben onu kaybettim." dese de kazandıklarına da bir bakmak için baş ucu kitabı olmalı. Akan, yormayan, iç döküyor gibi hissetiren, yüreği genişleten türden. "Bir insan, bir insana elbet yeterdi" diyen Raif, sonrasında, "O benim için bütün insanlığın timsaliydi." diyecek ve bu iki cümle arası onlarca duygu bizi bir sarı duvara gülümsetecek.
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Sander Yayınları · 2021375,8bin okunma
Doğum ve ölümle ne yapacağımı bilmiyorum.
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 23:40
Ölümün ve doğumun anlatımı kurgusal da olsa gerçekliği bakidir. Baba olmakta, babadan olmakta deneyim olarak eş değerdir. Acı fizikseldir bazen de süreç..Fakat keder, o ebedidir. Hele ki konu ölümse. Yazar acısını ve devamındaki kederi şöyle ifade ediyor " Yazlarla ne yapacağımı bilmiyorum, onlar babamla, annemle evle ve bahçe ile ilintiliydi, durmadan ortaya çıkan tüm anılarla ne yapacağımı bilmiyorum, geçmişle ne yapacağımı bilmiyorum, gelecekteki günlerle ne yapacağımı da." Okurlara ve yası yaşayanlara sabır, ölenlere rahmetle.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
Hiç doğmamış olmaktansa doğup acı çekmek daha mı iyidir?
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 03:24
Teknik adı ' istenmeyen hamilelik' fakat duygusal yönden bambaşka. 3 ana başlıkta derlediği masal aldı altında aslında 3 travma. Karnındaki bebeğe ve bizlere anlatmak istediği o kadar geniş konular ki: Kadın- erkek ayrımları, kadından beklentiler kadar erkekten de beklentilerin olduğu ve bundan memnun olmadığı, iş hayatındaki zorluklar, aileden gelen travmalar, varoluş ile alakalı sorgulamalar, savaş, adaletsizler, ihanetler, içi boşaltmış kalpler.. Ve böyle bir ortama yeni bir can getirip getirmemekte yaşadığı kararsızlıkları, samimi ve akıcı bir dille anlatmış. Çok acı çekmiş bir çocuğun, ebeveyn olma yaşına gelince duyacağı kaygılar.. Öyle ki (sayfa 47 de) şöyle anlatıyor kırılganlığını " Aile kavramına inanamıyorum ben. Aile, kişileri daha iyi denetlemek, onların kurallara, efsane bağlılıklarını daha iyi sömürmek için, bu dünyayı kim örgütlenmişse onun tarafından uydurulmuş bir yalan. " Sadece ailede değil, hayatın her alanında acı çektiği için şöyle de bir tespiti var: Yalnızca çok ağlamış olanlar yaşamı tüm güzelliği içinde algılayabilir, keyifle gelebilir. Paranın gücüne de sitem ediyor ve savaşta bile iyi yetişmiş bir insan olmanızdan ziyade, nüfuzlu biri olmanız veyahut ırkınız önemlidir vurgusu yapıyor. İncinmiş, ötekileşmiş bir kadının doğmamış çocuğa dünyayı bildiği tarafından mektuplar.
Doğmamış Çocuğa MektupOriana Fallaci · Can Yayınları · 20222,406 okunma
Davranışlarımızın Açıklaması
Puan vermedi·432 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 22:45
"Alışkanlıkları doğru oluşturabilirsen yapamayacağın şey yoktur. " Sağlığa zararlı bir şeyi bırakmaktan tutun, basit bir işletmeyi dünya devi haline getirmeye kadar her şeyin temelinde esasen 'basit' alışkanlıklar vardır. Alışkanlıkların yaşamımızdaki etkisini gerçek yaşamdan örneklerle anlatan bilimsel bir kitap. Örneğin; Eugene. Son 30 yılını hatırlamayan 71 yaşında bir hastamız. Kendi evinin mutfağının neresi olduğunu söyleyemezken, dolaptaki kuruyemiş kavanozunu gayet kolay bulabiliyordu.. Ve bunun nedeni alışkanlıktı.. Çünkü alışkanlıklarımızı yaratan deneyimleri hatırlamıyor olabiliriz ama onlar beyinlerimize yerleşir yerleşmez davranışlarımızı etkilemeye başlarlar ve çoğu zaman biz bunun farkında bile olmayız. 2. Dünya Davaşı öncesinde Amerika'da insanların sadece %7'sinin diş macunu bulunurmuş. Sonrasında bir diş macunu markasın milyon dolarlarca satıp, Amerika nüfusunun % 65' i diş fırçalama alışkanlığını kazanmıştır.. Çünkü beynimiz şu tema üzerine çalışır: İşaret, rutin ve ödül. Diş macunundaki ferahlık veren aroma, insanlarda ödül algısı oluşturmuştur. Ülkemizde de kullanılan Febreze, dünya pazarında devleşmesini yine "işaret, rutin, ödül" döngüsüne borçludur. Febreze, temizlik sonrası odaya sıkılan bir son aşama rutini olarak servis edilmiş ve hala varlığını sürdürmekte. Starbucks. Uyuşturucu bağımlısı bir anne babanın oğlu olan ve okulu bıraktıktan sonra McDonald's da da bulduğu işi elinde tutamayacak kadar özdenetimi olmayan Travis ( sonrasında birçok Starbucks şubesinin müdürü olacak) gibi birçok personeli ile alıp irade eğitimi vererecek şu an kahve sektöründe dünya devlerinden biri olmuştur. Peki ya 86 yaşında bir hastanın kafatasını nereden açılacağını bilmeden ameliyata başlayan ve nihayetinde yanlış yönden ameliyata başlayıp ölmesine sebep
Alışkanlıkların GücüCharles Duhigg · Boyner Holding Yayınları · 20182,564 okunma