Korkularım kıstırılmış bir cocuk artık. Kentin tek kişilik sokaklarında unutulmuş ve bir daha çocukluğuna dönemeyecek bir çocuğu gezdiriyorum Antakya'nın taş imzalı avlularında. Sükûtu soluyorum kentin kalbi atarken...
Başarı, mutluluk ve bolluk vaatleriyle süslenmiş o devasa kişisel gelişim endüstrisi, acaba bizi gerçekten ileriye mi taşıyor; yoksa sadece bilimsellikten uzak, yüzeysel öğütlerle kendimizi aldatmamızı sağlayan dev bir sömürü çarkının içinde miyiz?
Tecrübeyle sabit olarak diyebilirim ki: sürekli "sen, sen, sen" diyen, hodbinliğe iten, anlam derinliği bulunmayan, savunduğu şeyi bilime dayandırmayan içi boş kitaplardı. Zaman kaybı.